Monthly Archives: August 2007

>Milan:3 Sevilla:1

>Snob finaldir bu Süper Kupa. Finale gelen taraftar bile farklıdır. Maçtan önce en anlamlı lafı Sevilla başkanı söylemişti: “Biz artık maçlarımızı 12 kişi oynayacağız“. Milan’lı olan dışında dünyada bu kupayı Sevilla kazanmasın diyen var mıdır acaba Puerta’nın ardından? Platini istese ertelerdi bu maçı da; işte herşey endüstriyel, herşey yalan artık. İyi maç oldu, matem havasında, nezaketen birbirlerini sıkmazlar diye düşünüyordum ama adam gibi top oynadı 2 takım da. Sevilla’nın gol dışında kaçırdıklarında kısmeti yoktu. Alves gidemedi diye şişmiş. Kadro istikrarı da bir yere kadar, Milan’ı ezberledik artık. Hiçbir teknik adam “Ancelotti böyle oynatıyor ben de deneyeyim” diyemez Milan’ın kurgusuna bakıp. Her mevkinin kalıbı alınmış ona göre futbolcu dikmişler. Klasik bir kanat oyuncusu kaç sezondur yok mesela Milan’da. 4-3-2-1’de Oddo ve Marek deli gibi gidip geliyorlar. Bizim buralarda, tekniği yok denilen Gattuso’nun ilk golde kestiği ortayı 3 büyüklerde kesen yok. Yine de herşey vites kolu Kaka’da, onu durdurursun Milan’ı durdurursun da kimse durduramıyor işte. Gattuso’nun şanına yakışır bir maç oldu, Rambo gibi sardı kafayı, geldi kenara. Sevilla’da hiç final kaybetmeyen Juanda Ramos son 15 dakikalarda gemileri yaktı, 4 forvete döndü ki Sevilla’nun kadrosunda Kanoute, Maresca, Kerzhakov, Luis Fabiano ve son gelen Arouna Kone ile birlikte 5 golcü var lakin bir adamakıllı oyun kurucu yok. Hayat işte, ilk yarı en az 8 pozisyonda sıfıra inen Oddo, Puerta sahada olsaydı buna cesaret edebilir miydi?

Milan:3 Sevilla:1

Snob finaldir bu Süper Kupa. Finale gelen taraftar bile farklıdır. Maçtan önce en anlamlı lafı Sevilla başkanı söylemişti: “Biz artık maçlarımızı 12 kişi oynayacağız“. Milan’lı olan dışında dünyada bu kupayı Sevilla kazanmasın diyen var mıdır acaba Puerta’nın ardından? Platini istese ertelerdi bu maçı da; işte herşey endüstriyel, herşey yalan artık. İyi maç oldu, matem havasında, nezaketen birbirlerini sıkmazlar diye düşünüyordum ama adam gibi top oynadı 2 takım da. Sevilla’nın gol dışında kaçırdıklarında kısmeti yoktu. Alves gidemedi diye şişmiş. Kadro istikrarı da bir yere kadar, Milan’ı ezberledik artık. Hiçbir teknik adam “Ancelotti böyle oynatıyor ben de deneyeyim” diyemez Milan’ın kurgusuna bakıp. Her mevkinin kalıbı alınmış ona göre futbolcu dikmişler. Klasik bir kanat oyuncusu kaç sezondur yok mesela Milan’da. 4-3-2-1’de Oddo ve Marek deli gibi gidip geliyorlar. Bizim buralarda, tekniği yok denilen Gattuso’nun ilk golde kestiği ortayı 3 büyüklerde kesen yok. Yine de herşey vites kolu Kaka’da, onu durdurursun Milan’ı durdurursun da kimse durduramıyor işte. Gattuso’nun şanına yakışır bir maç oldu, Rambo gibi sardı kafayı, geldi kenara. Sevilla’da hiç final kaybetmeyen Juanda Ramos son 15 dakikalarda gemileri yaktı, 4 forvete döndü ki Sevilla’nun kadrosunda Kanoute, Maresca, Kerzhakov, Luis Fabiano ve son gelen Arouna Kone ile birlikte 5 golcü var lakin bir adamakıllı oyun kurucu yok. Hayat işte, ilk yarı en az 8 pozisyonda sıfıra inen Oddo, Puerta sahada olsaydı buna cesaret edebilir miydi?

>Thiago Motta Atletico Madrid’de

>Avrupa’da transfer bu gece bitiyor. Geçen yıl 31 Ağustos daha bereketli geçmişti. Atletico Madrid bu sezon da transferin ishal olmuş kulübü. Almaktan ve satmaktan yorulmadılar. Son güne de Thiago Motta transferini sıkıştırdılar. Motta’nın Barcelona’da forma şansı azdı. Motta, Madrid yoluna düşünce Peter Luccin de bana yer kalmadı deyip anında topukladı kulüpten ve Zaragoza ile anlaştı. Celta Vigo’da kraldı bu adam ama Atletico Madrid’de Maniche’nin gelişi sonrasında yedek kulübesini boylamıştı. Saat 00:00’a kadar patlarsa bir de Alves-Real Madrid patlar ya da ne bileyim daha fazlası.

Atletico Madrid 2007-2008 transferleri:
Zahinos (Recreativo), Reyes (Arsenal), Simao (Benfica), Luis Garcia (Liverpool), Forlan (Villarreal), Abbiati (Milan), Raul Garcia (Osasuna), Cleber Santana (Santos), Diego Costa (Braga), Motta (Barcelona)

Thiago Motta Atletico Madrid’de

Avrupa’da transfer bu gece bitiyor. Geçen yıl 31 Ağustos daha bereketli geçmişti. Atletico Madrid bu sezon da transferin ishal olmuş kulübü. Almaktan ve satmaktan yorulmadılar. Son güne de Thiago Motta transferini sıkıştırdılar. Motta’nın Barcelona’da forma şansı azdı. Motta, Madrid yoluna düşünce Peter Luccin de bana yer kalmadı deyip anında topukladı kulüpten ve Zaragoza ile anlaştı. Celta Vigo’da kraldı bu adam ama Atletico Madrid’de Maniche’nin gelişi sonrasında yedek kulübesini boylamıştı. Saat 00:00’a kadar patlarsa bir de Alves-Real Madrid patlar ya da ne bileyim daha fazlası.

Atletico Madrid 2007-2008 transferleri:
Zahinos (Recreativo), Reyes (Arsenal), Simao (Benfica), Luis Garcia (Liverpool), Forlan (Villarreal), Abbiati (Milan), Raul Garcia (Osasuna), Cleber Santana (Santos), Diego Costa (Braga), Motta (Barcelona)

>İstanbul’un yalan kadınları #1

>Biraz stad dışına çıkıp hava alayım. Malumunuz Türkiye’de aristokrat yok, Çukurcuma’da çakma Paşa tablosu yaptırıp aristokrat olunmuyor elbet, burjuva desen kale arkasını doldurmaz-bak yine futbol- Bizde de sosyete denilen kümenin içinde kuaförün karısı, Türkiye’ye 2 ay Vogue gelmezse atölyeyi kapatacak modacılar var. Bir zamandır da bir dişi dj modası var memlekette; evet foto ilham verdi ondan yazıyorum. DJ Beyza’yı ayrı tutuyorum, o işinin ehlidir. Hiçbir işte dikiş tutturmayan kadınların gözde mesleği bu dj’lik. Yasemin Kozanoğlu’ndan başlayayım. Ömer Çavuşoğlu ile İstanbul Bankası’nı batıran Ahmet Kozanoğlu’nun kızıdır. Annesi de Ahu Tuğbay. Soner Yalçın gibi dökmeyeyim secerelerini. Bu kızcağız 10-15 yıl önce de alemlerde sekiyordu. Şimdi DJ olmuş, kulaklığını dayamış kulağına, Anadolu tiskolarında açılışlara katılıyor, güzel kız vitrin oluyor tabii. Bir de Tarkan’ın okumuş avukat olmuş sevgilisinin hayta kardeşi var adını hatırlayamadım, zaten hep Tarkan’ın baldızı yazıyorlar bunun fotosunun altına; bu kızcağız da büstiyersiz çıkmam deyip dj, dj dolanıyor ortalıkta. Baldırı iki topmodel kalınlığındaki Türk mankenlerin günübirlik dj’lik denemelerini hesaba katmıyorum. DJ’lik burjuvanın kaybeden kadınlarına uygun meslek değil elbette, onlar genelde butik pastacı oluyorlar. Gazetelerin haftasonu eklerinde bunları öven yazılar çıkıyor. Yok efendim onlar pastane değilmiş, sektöre yeni bir heyecan getirmişler falan. Cheescake’leri pek meşhurmuş, ulan daha dün açtın ne zaman meşhur oldun? İstanbul’un yalan kadınları bunlar, devamı da gelir. Fotodaki güzelin bir suçu yok elbette, Daniella Sarahyba olmakta kendileri

İstanbul’un yalan kadınları #1

Biraz stad dışına çıkıp hava alayım. Malumunuz Türkiye’de aristokrat yok, Çukurcuma’da çakma Paşa tablosu yaptırıp aristokrat olunmuyor elbet, burjuva desen kale arkasını doldurmaz-bak yine futbol- Bizde de sosyete denilen kümenin içinde kuaförün karısı, Türkiye’ye 2 ay Vogue gelmezse atölyeyi kapatacak modacılar var. Bir zamandır da bir dişi dj modası var memlekette; evet foto ilham verdi ondan yazıyorum. DJ Beyza’yı ayrı tutuyorum, o işinin ehlidir. Hiçbir işte dikiş tutturmayan kadınların gözde mesleği bu dj’lik. Yasemin Kozanoğlu’ndan başlayayım. Ömer Çavuşoğlu ile İstanbul Bankası’nı batıran Ahmet Kozanoğlu’nun kızıdır. Annesi de Ahu Tuğbay. Soner Yalçın gibi dökmeyeyim secerelerini. Bu kızcağız 10-15 yıl önce de alemlerde sekiyordu. Şimdi DJ olmuş, kulaklığını dayamış kulağına, Anadolu tiskolarında açılışlara katılıyor, güzel kız vitrin oluyor tabii. Bir de Tarkan’ın okumuş avukat olmuş sevgilisinin hayta kardeşi var adını hatırlayamadım, zaten hep Tarkan’ın baldızı yazıyorlar bunun fotosunun altına; bu kızcağız da büstiyersiz çıkmam deyip dj, dj dolanıyor ortalıkta. Baldırı iki topmodel kalınlığındaki Türk mankenlerin günübirlik dj’lik denemelerini hesaba katmıyorum. DJ’lik burjuvanın kaybeden kadınlarına uygun meslek değil elbette, onlar genelde butik pastacı oluyorlar. Gazetelerin haftasonu eklerinde bunları öven yazılar çıkıyor. Yok efendim onlar pastane değilmiş, sektöre yeni bir heyecan getirmişler falan. Cheescake’leri pek meşhurmuş, ulan daha dün açtın ne zaman meşhur oldun? İstanbul’un yalan kadınları bunlar, devamı da gelir. Fotodaki güzelin bir suçu yok elbette, Daniella Sarahyba olmakta kendileri

>Alvaro Recoba Torino’da

>1997’de geldi Inter’e. 10 sezon geçmiş. 1999’da yarım sezon Venezia’ya kiralamışlardı. O günden bu yana 100 futbolcu gelip gitmiştir Inter’e. Alvaro Recoba ‘nın rahatını kimse bozamıyordu, Moratti’nin manevi oğludur ya. En sonunda futbol oynamaya karar verdi. Bir sezonluğuna Torino’ya kiralandı. Torino için iyi transferden de ötesi.