Monthly Archives: April 2008

>Drogba Sen İnsan Mısın?

>Maçı uzanıp seyrettiğim koltukta kendimden utandım bir ara(!). Alonso 13 km koştu dediler. Mascherano, Makalele, Ballack, 22 adam inanılmaz mücadele ettiler, biz ne yaptık uzandık 2 saat maç seyrettik. Torres kazansın istiyordum ama Lampard topun başına geldiğinde penaltıda, döndüm galiba. Annesini kaybedeli daha bir hafta bile olmamış, hiç gülmeyen bir adam atacaktı penaltıyı. Atsın be dedim adam sevinsin. Maç seyrederken insanın gözleri dolar mı üstelik 2 İngiliz takımı oynarken. Benim doldu Lampard’ın o anlamlı gol sevincinde. İyi kaptırmışız kendimizi maça galiba. İlk yarı Liverpool, 6-3-1 oynadı neredeyse. Kuyt-Benayoun-Gerrard ve Torres dörtlüsüyle rakip sahada arandılar ama o kalabalık arasında fazla şansları olmazdı elbette. Bence ilk yarı fazlasını da yakaladılar. O gol vuruşunu Drogba’dan başka yapabilecek kaç golcü var bu dünyada? O nasıl vuruştur kapalı köşeye, yakın plandaki kamera topu yakalayamamış bile. Carragher ve Hyypia yenilen gollere rağmen bence harika oynadılar. İki kanadı çıkmayan, Alonso-Mascherano ile rakip sahaya gitmeyen Liverpool nasıl gol atardı? Chelsea ilk yarıda Liverpool’un önde bas taktiğini uıygulayıp, skoru aldım deyip 2. yarı yaslandı. Bunu Kadıköy’de de yapmışlar ve cezalandırılmışlardı. Orada telafisi olan bir maçtı, fazla da takmadılar. Torres “The Kid” öyle ya da böyle yine çaktı golünü. Essien ve Drogba’yı gördüğümde; -aman hakaret değil- bu kendimi Discovery’de belgesel seyreder gibi hissediyorum. Siz insan mısınız kardeşim? Papuç pahalı olunca son çeyrekte yine yüklendi Chelsea ama nafile. Uzatmalarda o gole ofsayt kaldırmak her babayiğidin harcı değil. Bence Hyypia’nın ki penaltıydı. Kaleci Cech en son ne zaman bu mesafeden gol yemiştir? Babel’in golü Scholes’un golünden de güzeldi. Şampiyonlar Ligi maçlarını çay, kahve içerek seyrediyorum. Alkole ne gerek var? İki ses yeteri kadar sarhoş ediyor insanı zaten.Chelsea:3 Liverpoo:2
Gol: Drogba (C) al 33’ p.t.; Torres (L) al 19’ s.t.; Lampard (C) su rigore all’8’, Drogba (C) al 15’ p.t.s.; Babel (L) al 12’ s.t.s.
CHELSEA: Cech; Essien, Carvalho, Terry, A.Cole; Ballack, Makelele, Lampard (14’ s.t.s. Shevchenko); J.Cole (1’ p.t.s. Anelka), Drogba, Kalou (25’ s.t. Malouda). (Cudicini, Alex, Belletti, Mikel)
LIVERPOOL: Reina; Arbeloa, Carragher, Skrtel (23’ p.t. Hyypia), Riise; Xabi Alonso, Mascherano; Kuyt, Gerrard, Benayoun (33’ s.t. Pennant); Torres (9’ p.t.s. Babel). (Itandje, Finnan, Lucas Leiva, Crouch)

Advertisements

Drogba Sen İnsan Mısın?

Maçı uzanıp seyrettiğim koltukta kendimden utandım bir ara(!). Alonso 13 km koştu dediler. Mascherano, Makalele, Ballack, 22 adam inanılmaz mücadele ettiler, biz ne yaptık uzandık 2 saat maç seyrettik. Torres kazansın istiyordum ama Lampard topun başına geldiğinde penaltıda, döndüm galiba. Annesini kaybedeli daha bir hafta bile olmamış, hiç gülmeyen bir adam atacaktı penaltıyı. Atsın be dedim adam sevinsin. Maç seyrederken insanın gözleri dolar mı üstelik 2 İngiliz takımı oynarken. Benim doldu Lampard’ın o anlamlı gol sevincinde. İyi kaptırmışız kendimizi maça galiba. İlk yarı Liverpool, 6-3-1 oynadı neredeyse. Kuyt-Benayoun-Gerrard ve Torres dörtlüsüyle rakip sahada arandılar ama o kalabalık arasında fazla şansları olmazdı elbette. Bence ilk yarı fazlasını da yakaladılar. O gol vuruşunu Drogba’dan başka yapabilecek kaç golcü var bu dünyada? O nasıl vuruştur kapalı köşeye, yakın plandaki kamera topu yakalayamamış bile. Carragher ve Hyypia yenilen gollere rağmen bence harika oynadılar. İki kanadı çıkmayan, Alonso-Mascherano ile rakip sahaya gitmeyen Liverpool nasıl gol atardı? Chelsea ilk yarıda Liverpool’un önde bas taktiğini uıygulayıp, skoru aldım deyip 2. yarı yaslandı. Bunu Kadıköy’de de yapmışlar ve cezalandırılmışlardı. Orada telafisi olan bir maçtı, fazla da takmadılar. Torres “The Kid” öyle ya da böyle yine çaktı golünü. Essien ve Drogba’yı gördüğümde; -aman hakaret değil- bu kendimi Discovery’de belgesel seyreder gibi hissediyorum. Siz insan mısınız kardeşim? Papuç pahalı olunca son çeyrekte yine yüklendi Chelsea ama nafile. Uzatmalarda o gole ofsayt kaldırmak her babayiğidin harcı değil. Bence Hyypia’nın ki penaltıydı. Kaleci Cech en son ne zaman bu mesafeden gol yemiştir? Babel’in golü Scholes’un golünden de güzeldi. Şampiyonlar Ligi maçlarını çay, kahve içerek seyrediyorum. Alkole ne gerek var? İki ses yeteri kadar sarhoş ediyor insanı zaten.Chelsea:3 Liverpoo:2
Gol: Drogba (C) al 33’ p.t.; Torres (L) al 19’ s.t.; Lampard (C) su rigore all’8’, Drogba (C) al 15’ p.t.s.; Babel (L) al 12’ s.t.s.
CHELSEA: Cech; Essien, Carvalho, Terry, A.Cole; Ballack, Makelele, Lampard (14’ s.t.s. Shevchenko); J.Cole (1’ p.t.s. Anelka), Drogba, Kalou (25’ s.t. Malouda). (Cudicini, Alex, Belletti, Mikel)
LIVERPOOL: Reina; Arbeloa, Carragher, Skrtel (23’ p.t. Hyypia), Riise; Xabi Alonso, Mascherano; Kuyt, Gerrard, Benayoun (33’ s.t. Pennant); Torres (9’ p.t.s. Babel). (Itandje, Finnan, Lucas Leiva, Crouch)

>Gerets Türkçe Konuş!

>Erik Gerets’in Fransa’da yayınlanan bir röportajından bugün haber çıkartmış Doğan Haber Ajansı. Haber Erhun Geyisi imzalı. Başta Hürriyet ve Milliyet gazeteleri olmak üzere tüm spor sitelerinde “Gerets’den tartışılacak açıklama” başlığıyla verilmiş haber ve altında o “tartışılacak” açıklama için Erik Gerets’e hakaret yağdırıyor okuyucular. Yarın da birçok gazetede “Erik Gerets Galatasaray için tanınmamış kulüp dedi” diye çıkacaktır bu haber.
***
Gerets ne demiş? Muhabirin çevirisiyle: Galatasaray’da yaşadığınız tecrübe, Marsilya’da ileri adım atmanızı sağladı mı?” şeklindeki soruyu, “Kesinlikle. Kutsal bir deneyimdi. Gerçekten tanınmamış bir kulüptü. Marsilya öyle değil. Türkiye, tamamen bir macera. Türkiye’de 2 yıl çalıştığımız zaman, istediğimiz her yere gidebiliriz” sözleriyle yanıtladı.
Peki Gerets röportajın orijinalinde ne demiş?
“Certainement. Ce fut une sacrée expérience… [Il tire une bouffée de son cigare] C’était vraiment l’inconnu. Marseille, ce n’est pas l’inconnu. La Turquie, c’est l’aventure pure. Et quand on a travaillé deux ans en Turquie, on peut aller n’importe où.”
Peki bunu nasılTürkçe’ye çevirebiliriz?
“Kesinlikle. Bu müthiş bir deneyim oldu… (Purosundan bir nefes çekiyor) Gerçekten belirsizlikti benim için (Ya da hiç yaşamadığım bir deneyimdi). Marsilya ise öyle değil. Türkiye tamamıyla macera. Ve Türkiye’de iki sene çalıştıktan sonra, her yere gidebilirsiniz.”
Erik Gerets, Galatasaray için mi tanınmamış kulüp demiş; yoksa yaşadığı deneyim için mi? İşin gramerine gelirsek C’était vraiment l’inconnu‘deki “c’etait”; (tr: di) “une sacrée expérience” için (tr:kutsal bir deneyimdi)’yi tanımlamak için mi kullanılmış? Görünen o ki Paris’ten bildiren elbette ki sular seller gibi o dili bilen muhabire göre öyle değil!.. Mevzunun Galatasaray’ın tanınıp tanınmadığı-komik olur- olmadığını, Erik Gerets’in zorda kalmasına dair olduğunun altını çizeyim…

Gerets Türkçe Konuş!

Erik Gerets’in Fransa’da yayınlanan bir röportajından bugün haber çıkartmış Doğan Haber Ajansı. Haber Erhun Geyisi imzalı. Başta Hürriyet ve Milliyet gazeteleri olmak üzere tüm spor sitelerinde “Gerets’den tartışılacak açıklama” başlığıyla verilmiş haber ve altında o “tartışılacak” açıklama için Erik Gerets’e hakaret yağdırıyor okuyucular. Yarın da birçok gazetede “Erik Gerets Galatasaray için tanınmamış kulüp dedi” diye çıkacaktır bu haber.
***
Gerets ne demiş? Muhabirin çevirisiyle: Galatasaray’da yaşadığınız tecrübe, Marsilya’da ileri adım atmanızı sağladı mı?” şeklindeki soruyu, “Kesinlikle. Kutsal bir deneyimdi. Gerçekten tanınmamış bir kulüptü. Marsilya öyle değil. Türkiye, tamamen bir macera. Türkiye’de 2 yıl çalıştığımız zaman, istediğimiz her yere gidebiliriz” sözleriyle yanıtladı.
Peki Gerets röportajın orijinalinde ne demiş?
“Certainement. Ce fut une sacrée expérience… [Il tire une bouffée de son cigare] C’était vraiment l’inconnu. Marseille, ce n’est pas l’inconnu. La Turquie, c’est l’aventure pure. Et quand on a travaillé deux ans en Turquie, on peut aller n’importe où.”
Peki bunu nasılTürkçe’ye çevirebiliriz?
“Kesinlikle. Bu müthiş bir deneyim oldu… (Purosundan bir nefes çekiyor) Gerçekten belirsizlikti benim için (Ya da hiç yaşamadığım bir deneyimdi). Marsilya ise öyle değil. Türkiye tamamıyla macera. Ve Türkiye’de iki sene çalıştıktan sonra, her yere gidebilirsiniz.”
Erik Gerets, Galatasaray için mi tanınmamış kulüp demiş; yoksa yaşadığı deneyim için mi? İşin gramerine gelirsek C’était vraiment l’inconnu‘deki “c’etait”; (tr: di) “une sacrée expérience” için (tr:kutsal bir deneyimdi)’yi tanımlamak için mi kullanılmış? Görünen o ki Paris’ten bildiren elbette ki sular seller gibi o dili bilen muhabire göre öyle değil!.. Mevzunun Galatasaray’ın tanınıp tanınmadığı-komik olur- olmadığını, Erik Gerets’in zorda kalmasına dair olduğunun altını çizeyim…

>711 Gün Sonra

>

29 Nisan 2008/Manchester Havaalanı:
Txiki Beguiristain-Joan Laporta-Frank Rijkaard

17 Mayıs 2006 Paris: Laporta-Rijkaard

711 Gün Sonra

29 Nisan 2008/Manchester Havaalanı:
Txiki Beguiristain-Joan Laporta-Frank Rijkaard

17 Mayıs 2006 Paris: Laporta-Rijkaard

>404 Dakika

>Barça’ya yazık oldu. Manchester United anti-futbol oynuyor.” yorumlar var. Peki ya 404 dakikadır gol atamayan Barcelona? Messi-Eto’o-Bojan ve Henry’li Barcelona. Huelva deplasmanında attıkları 2 golden bu yana 404 dakikadır gol atamamış bu takım. Espanyol ve Man. United ile 0-0 berabere kaldılar, La Coruna’ya 2-0 mağlup oldular ve dün gece yine kaleyi bulamadılar. Futbol ne zamandan beri sadece iyi çalım atanın, belinden su alanın, rakibi bakkala gönderenin kazandığı oyun oldu ki!
Barcelona’da bir devir kapandı mı? Bugün İspanya’da bütün gazete manşetleri bunun üzerine kurulu. Anketin gidişatı da ortada. 2005’in buldozeri 3 yılda yolun sonuna geldi!..