Monthly Archives: August 2008

>Rejenerasyon #1

>Ben “Quaresma Inter’de” başlığını biraz erken attım galiba blogda. Bu gece Milano’ya geldi. Lizbon’dan Linate havaalanına. Taraftar karşılaşmış, yarın imza atar. Futbol dozajı fazla bir gündü. Glasgow derbisiyle başlayan, kenarından baktığım La Coruna-Real Madrid ile biten… Real Madrid kaybedince bizim Ramon kayıp tabii. Serie A ve La Liga’da şampiyonluk adaylarının hepsi ilk haftada hüsrana uğradı. Barça mağlup, Real Madrid, La Coruna’da geleneği yine bozmadı, mağlup. Juventus, Inter, Roma berabere, Milan sahasında Bologna’ya mağlup. Başkentlerin iki ufağı Atletico Madrid ve Lazio 4’er golle açtılar sezonu. Aurelio 25. dakikada sakatlanıp, çıkmış oyundan. Mevlüt 3 haftada 3 gol yaptı. Atletico Madrid 4 golle başladı. Bayern Munih’de Lahm’ın attığı gol mutlaka izlenmeli. Şampiyonlar Ligi’ne giren Cluj geçen sezon takımı şampiyon yapan teknik direktörü Andone’yi kovdu. İlk aday Protasov. Milli maçlar arası Masumiyet Müzesi’ni okumak için güzel bir zaman. Avlanma yasağı kalktı. Balık yemek lazım… Dexter, Prison Break vardı ne oldu ona?

Rejenerasyon #1

Ben “Quaresma Inter’de” başlığını biraz erken attım galiba blogda. Bu gece Milano’ya geldi. Lizbon’dan Linate havaalanına. Taraftar karşılaşmış, yarın imza atar. Futbol dozajı fazla bir gündü. Glasgow derbisiyle başlayan, kenarından baktığım La Coruna-Real Madrid ile biten… Real Madrid kaybedince bizim Ramon kayıp tabii. Serie A ve La Liga’da şampiyonluk adaylarının hepsi ilk haftada hüsrana uğradı. Barça mağlup, Real Madrid, La Coruna’da geleneği yine bozmadı, mağlup. Juventus, Inter, Roma berabere, Milan sahasında Bologna’ya mağlup. Başkentlerin iki ufağı Atletico Madrid ve Lazio 4’er golle açtılar sezonu. Aurelio 25. dakikada sakatlanıp, çıkmış oyundan. Mevlüt 3 haftada 3 gol yaptı. Atletico Madrid 4 golle başladı. Bayern Munih’de Lahm’ın attığı gol mutlaka izlenmeli. Şampiyonlar Ligi’ne giren Cluj geçen sezon takımı şampiyon yapan teknik direktörü Andone’yi kovdu. İlk aday Protasov. Milli maçlar arası Masumiyet Müzesi’ni okumak için güzel bir zaman. Avlanma yasağı kalktı. Balık yemek lazım… Dexter, Prison Break vardı ne oldu ona?

>Small Size Skibbe

>

“Faturayı medya baskısıyla birlikte Lincoln öder. Kayseri’de de kalede De Sanctis olur”. S. Bükreş maçı sonrası postun sonudur bu. Hazır olmayan (!) De Sanctis, 4 günde hazır oldu. Maçı da 0-0’da tutmayı başardı. Lincoln de kenarda oturdu. Süper Kupa’da eksik kadrolu, gençlerden kurulu Kayseri’yi 2. yarı sahasında tutan Galatasaray, “büyük iş” başarmış gibi lanse edildi kupayı alınca. Lastiğin patlayacağı pardon hiç şişirilmediğini görmek için 15 gün beklemek gerekti. Kayseri kağıt üzerinde Anadolu’un en zor deplasmanı Trabzon’la birlikte. Aydın, Ragıp, Cangele ve yeni santrfor Purovic sakat, Mehmet Eren cezalı, takımın vites kolu Mehmet Topuz da antrenmansızsa biz buna Kayseri (B) diyelim. Yine kağıda bakalım, Galatasaray hocasının fanatiği olduğu 4-2-3-1 ile çıkıyor değil mi sahaya? Peki sahada görünen ne? 6-4-0. Bükreş’te Nonda, Kayseri’de Ümit Karan ceza sahasına uzaktan baktı. Oyun 60 metre top şişirmeyle olacaksa Baros yanlış transfer. Zigic’miş Skibbe’nin adamı. Bekleri çıkmayan, ön liberoları rakip orta yayı geçmeyen, tandemi bir tek Aghahowa ile boğuşan ve sezon başından beri olduğu üzere 4 kişiyle hücum eden Galatasaray. Karşısındaki takım 4-5-1’ini geriye yasladığı zaman 4 Galatasaraylı her seferinde karşısında 9 Kayserili buldu. Herkes gücü yettiğine galiba! Skibbe de Mehmet Topal‘a takmış kafayı, ne oluyoruz daha ilk haftadan bu rotasyon modası? Bükreş’te yüzüne bakmadığı Barış sahada. Yukarıdan müdahale var oyuna, Topal sahada. Hücumdaki dörtlüden Aydın ve Ümit Karan sakatlıktan çıkmış, güçsüz; Kewell kanatta değil; sırtı dönük top almaya mecbur. Arda her daim ikili sıkıştırmada. Nasıl gol atacaksın? Oyunun kaderini De Sanctis direk dibinden çıkardığı topla çizdi. Mehmet Topuz sağlam olsa, Mehmet Eren gibi hızlı bir hücumcu sahada olsa Skibbe “iyidir” dediği bir puanı bile rüyasında göremeyecekti. Kimi transfer edersen et; teknik adamın o kimi golcüleri tarif etmek için kullanılan”küçük takımların büyük golcüsü” kıvamında “small size” hoca olmayacak. Leverkusen’in Hamburg deplasmanında aldığı bir puanı öpüp başına koyan zihniyet Galatasaray’a dar gelir. Kulübede 2. adamın önemine dair notlar blog arşivinde. Teknik adamlık diploması bile olmadan Ümit Milli takımın başına getirilen, Galatasaray kamptayken kursa giden, canı sıkılınca kaset çıkartan; olmadı inşaatçı olan; yine olmadı politikaya atılan 2. adam Ümit Davala’nın kenardaki çaresiz ve fikir üretmeyen bakışları Galatasaray’daki problemleri çözmeye muktedir değil. Skibbe, Milli takım arasında Galatasaray’ın son 10 yılda oynadığı maç kasetlerini izlesin, demirden korkanın Orient Express’e binmemesi gerektiğini öğrenir belki…

Schuster dışında Avrupa liglerinde Alman hoca kim varmış? Yarının konusu olsun…

Small Size Skibbe

“Faturayı medya baskısıyla birlikte Lincoln öder. Kayseri’de de kalede De Sanctis olur”. S. Bükreş maçı sonrası postun sonudur bu. Hazır olmayan (!) De Sanctis, 4 günde hazır oldu. Maçı da 0-0’da tutmayı başardı. Lincoln de kenarda oturdu. Süper Kupa’da eksik kadrolu, gençlerden kurulu Kayseri’yi 2. yarı sahasında tutan Galatasaray, “büyük iş” başarmış gibi lanse edildi kupayı alınca. Lastiğin patlayacağı pardon hiç şişirilmediğini görmek için 15 gün beklemek gerekti. Kayseri kağıt üzerinde Anadolu’un en zor deplasmanı Trabzon’la birlikte. Aydın, Ragıp, Cangele ve yeni santrfor Purovic sakat, Mehmet Eren cezalı, takımın vites kolu Mehmet Topuz da antrenmansızsa biz buna Kayseri (B) diyelim. Yine kağıda bakalım, Galatasaray hocasının fanatiği olduğu 4-2-3-1 ile çıkıyor değil mi sahaya? Peki sahada görünen ne? 6-4-0. Bükreş’te Nonda, Kayseri’de Ümit Karan ceza sahasına uzaktan baktı. Oyun 60 metre top şişirmeyle olacaksa Baros yanlış transfer. Zigic’miş Skibbe’nin adamı. Bekleri çıkmayan, ön liberoları rakip orta yayı geçmeyen, tandemi bir tek Aghahowa ile boğuşan ve sezon başından beri olduğu üzere 4 kişiyle hücum eden Galatasaray. Karşısındaki takım 4-5-1’ini geriye yasladığı zaman 4 Galatasaraylı her seferinde karşısında 9 Kayserili buldu. Herkes gücü yettiğine galiba! Skibbe de Mehmet Topal‘a takmış kafayı, ne oluyoruz daha ilk haftadan bu rotasyon modası? Bükreş’te yüzüne bakmadığı Barış sahada. Yukarıdan müdahale var oyuna, Topal sahada. Hücumdaki dörtlüden Aydın ve Ümit Karan sakatlıktan çıkmış, güçsüz; Kewell kanatta değil; sırtı dönük top almaya mecbur. Arda her daim ikili sıkıştırmada. Nasıl gol atacaksın? Oyunun kaderini De Sanctis direk dibinden çıkardığı topla çizdi. Mehmet Topuz sağlam olsa, Mehmet Eren gibi hızlı bir hücumcu sahada olsa Skibbe “iyidir” dediği bir puanı bile rüyasında göremeyecekti. Kimi transfer edersen et; teknik adamın o kimi golcüleri tarif etmek için kullanılan”küçük takımların büyük golcüsü” kıvamında “small size” hoca olmayacak. Leverkusen’in Hamburg deplasmanında aldığı bir puanı öpüp başına koyan zihniyet Galatasaray’a dar gelir. Kulübede 2. adamın önemine dair notlar blog arşivinde. Teknik adamlık diploması bile olmadan Ümit Milli takımın başına getirilen, Galatasaray kamptayken kursa giden, canı sıkılınca kaset çıkartan; olmadı inşaatçı olan; yine olmadı politikaya atılan 2. adam Ümit Davala’nın kenardaki çaresiz ve fikir üretmeyen bakışları Galatasaray’daki problemleri çözmeye muktedir değil. Skibbe, Milli takım arasında Galatasaray’ın son 10 yılda oynadığı maç kasetlerini izlesin, demirden korkanın Orient Express’e binmemesi gerektiğini öğrenir belki…

Schuster dışında Avrupa liglerinde Alman hoca kim varmış? Yarının konusu olsun…

>Yaz Bitti

>

yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye
ve sonra hiçbir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya başlar yeni bir mevsime
orda burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz kenarlarında
incelen yazın akşam esintilerinde
zaman usulca sıyrılır aramızdan
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
başka ne gelir elimizden
büyük bir uzaklığa gülümseyerek
geçiştiririz ıskaladığımız şeyleri
yatıştırır rüzgarlar
dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
saklar bizi
gözlerimizdeki hüzne “dinginlik” adını verir
“seni iyi gördüm” diyenler
biz de iyi hissederiz kendimizi
elimizden başka ne gelir ki
köşe başları, akşamüstleri, kokular
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır gerçekten birşeylerin bittiğine
yaz biter
eskir geceler, serin hüzünlü
yeni mevsime hazırlık ömrün teğel yerleri
bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
yaşadığınızı duyarsanız teninizde
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları
ahşap pancurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiçbir şey hiçbir şey
hiçbir şey
yalnızca üşüyorum şimdi /Murathan Mungan

Yaz Bitti

yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye
ve sonra hiçbir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya başlar yeni bir mevsime
orda burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz kenarlarında
incelen yazın akşam esintilerinde
zaman usulca sıyrılır aramızdan
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
başka ne gelir elimizden
büyük bir uzaklığa gülümseyerek
geçiştiririz ıskaladığımız şeyleri
yatıştırır rüzgarlar
dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
saklar bizi
gözlerimizdeki hüzne “dinginlik” adını verir
“seni iyi gördüm” diyenler
biz de iyi hissederiz kendimizi
elimizden başka ne gelir ki
köşe başları, akşamüstleri, kokular
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır gerçekten birşeylerin bittiğine
yaz biter
eskir geceler, serin hüzünlü
yeni mevsime hazırlık ömrün teğel yerleri
bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
yaşadığınızı duyarsanız teninizde
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları
ahşap pancurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiçbir şey hiçbir şey
hiçbir şey
yalnızca üşüyorum şimdi /Murathan Mungan

>Robinho

>La Coruna, Real Madrid için en ters deplasman. Ligi de bu deplasmanla açıyorlar bu akşam. Robinho kadroda yok. Chelsea’ye transferine Real Madrid istediği rakamı alamadığı için izin vermedi. Bugün basın toplantısı düzenleyip “Schuster babam değil, gitmek istiyorum” dedi. Karşı tarafta Barça medyası göbek katıyor keyiften. Öyle ya da böyle bu sezon Real Madrid’de formayı zor alır. Bu akşam Barça kazanıp; Real Madrid, Deportivo La Coruna deplasmanında puan kaybederse bence yarın Madrid’de sokağa çıkmasın Robinho. Alırlar o gözlükleri. Alsınlar da zaten…Real Madrid taraftarına sormuşlar. Bir yıl oynamadan kenarda tutun diyenleri, Chelsea’ye satın diyenler takip ediyor. Takımda kalsın diyenler %4. Kalsın ama para cezası versin diyenler %22.5.
23:50
*Real Madrid mağlup, bittin lan Robinho(!)