Monthly Archives: January 2009

>Fenomen

>Marca “Yaşayan Efsane” manşetini attı bu akşam Real Madrid’in Numancia deplasmanında 2-o kazandığı maçtan sonra. Goller Raul ve Robben’den. Raul 307 gole ulaştı ve kulüp tarihinde en fazla gol atan Alfredo di Stefano’yu yakaladı.
503 lig maçında 214 gol
123 Şampiyonlar Ligi maçında 64 gol
Kral Kupası’nda 35 maçta 18 gol
İspanya Süper Kupası’nda 12 maçta 7 gol
UEFA Süper Kupa’da 4 maçta 1 gol
Kıtalararası Kupa finalinde 3 maçta 1 gol
Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda 4 maçta 2 gol
ve İspanyol milli takımında 102 maçta 44 gol…
İlk golünü 5 Kasım 1994’de Atletico Madrid’e atmıştı. Asist Laudrup’dan….
***
Di Stefano:
Lig: 282 maç, 216 gol
Şampiyon Kulüpler: 58 maç, 49 gol
Kral Kupası: 57 maç, 39 gol
Latin Kupası: 4 maç, 2 gol
Intercontinental: 2 maç, 1 gol

>Kendim Ettim Kendim Buldum

>4 günde iki mağlubiyet. Önce Udinese bu gece de Cagliari. Üstelik Torino’da. Üstelik 2-1’den 2-3. Üstelik 41 yıl sonra! Herşey geçen hafta Del Piero’nun fırlattığı montla başladı. Puan farkı 3’tü. Yarın Inter kazanırsa puan farkı 9. Fotoğraf Juventus’u anlatıyor zaten…

>Porque hay cosas que nunca se olvidan

>Porque hay cosas que nunca se olvidan (Çünkü asla unutmadığın şeyler vardır) 12 dakikalık kısa film. Yönetmen Lucas M. Figueroa. Fabio Cannavaro ve eski Valencia’lı Amedeo Carboni var. Buradan izleyebilirsiniz. Hiçbir karesi yabancı gelmeyecek…

>Julien Faubert Real Madrid’de

>Yetenekli olacak, genç olacak, Şampiyonlar Ligi’nde oynayabilecek, sağ açık olacak. Real Madrid’in bu aramayı yapabileceği bir veritabanı elinde yok. Nereden anlıyoruz bunu? Tranfer biterken kapıldıkları telaştan, Julien Faubert’in imzasıyla çıktılar. Bordeaux’da çok sevilen oradan West Ham United’a giden Faubert ağır sakatlık geçirmişti. Beklenen çıkışı yapamadı. Yattara’ya da 1.5 milyon euro teklif eden Real Madrid, Fransızı aynı rakama kiraladı. Satın almak isterse 6 milyon euro daha ödeyecek. Zola iyi kazıklamış İspanyolları. Madrid medyası ise bardağın dolu tarafına bakıyor(!) Cannes-Bordeaux-Madrid: Zidane’ın geçtiği yollar bunlar diyorlar. Ayıp ediyorlar. Faubert Santiago Bernabeu’nun Recaro koltuklarını sevecek mi bakalım? Ramon Bey ne iş?

>Hamburg 1 – Bayern Munih 0

>Naklen yayına santra düdüğünden birkaç dakika önce giren kanalları seviyorum. Bundesliga’nın ihtişamını seyrediyorsun. Maç öncesi tünelden görüntüler, tribünler… Sezon sonunda Bayern Munih’e gidecek olan Olic‘in kadroda olmaması Hamburg’un tasaruffu mu yoksa federasyonun bir kuralı mı bilmiyorum. Onsuz harika oldu; o da olsa nasıl bir maç olurdu acaba? Bayern Munih devreyi 35, Hamburg 33 puanda kapatmıştı. Almanca bilmediğimden bu ligin arka planını takip edemiyorum yeri gelmişken işin ustasını işaret edeyim. Bundesliga’yı Borges‘ten okuyun, eminim bu maçı da yazacaktır. Hamburg ilk yarının büyük bölümünde boğdu rakibini. Petric ile devrenin bitimine bir kala golü buldular. İkinci yarı doğal olarak çekildiler ve Bayern Munih’in gelmesine izin verdiler. B. Munih’e karşı kapanmak da herkesin harcı değil. Toni-Klose gibi iki kafa topu canavarının indirdiği toplar, Ribery’nin serseri mayınlığı savunmada konsantrasyondan çok daha fazlasını gerektiriyor. İlk yarıda Toni’nin verilmeyen golüne ne düdük çaldılar, ben anlamadım, spiker de anlamadı. İkinci yarı topun Bayern Munih’i sevmediği ilk çeyrekte çıktı ortaya. Neler kaçtı neler! Çizgiden çıkartılan toplar, kaleciden sekenler, iki metreden auta vurulanlar. Hamburg okutmuştu kaleyi. Güzel oldu, sevdiğim takım kazandı. 36 puan yapıp liderlik koltuğuna oturdular…
Borges’in Ernst analizi

>5 Saatin Ardından

>Nadal-Verdasco: (6-7, 6-4, 7-6, 6-7 y 6-4)

>Inter-Milan-Juventus

>