Monthly Archives: August 2009

>Luka Modric ve Tottenham

>Sezon başı yorumlarında ne dersek diyelim bir sakatlık haberi bile takımlarının kaderini etkiliyor. Geçen sezon bu haftalarda sürenen Tottenham kayıpsız devam ediyor. Taraftarın keyfi yerinde. Ya da yerindeydi. Modric’in fibula kemiğindeki kırık bütün hesapları altüst etti. 2 aydan aşağı dönemez. Hırvatistan peki 9 Eylül’de kimle oynuyor? İngiltere ile! Milli maçlar arası sonrasında sahasında Manchester United ile bir sonraki hafta da Chelsea ile deplasmanda oynayacak Tottenham için büyük kayıp.
***
Kezman, Zenit’e kiralandı.

Advertisements

>Milan 0 – Inter 4

> Leonardo’nun Guardiola’nın izinden gitmeyeceği kesin. Bu sen bizim evladımızsın geç takımın başına hikayelerinin sonu kötü biten versiyonu. Derbinin ilk yarısını izleyemedim. AzTv sağolsun. İkinci yarı başlarken de atı alan Üsküdar’ı geçmişti. İlk yarıda 5 dakika Milan ardından oyunu domine eden Inter diyor medya. 3 gol ve Gattuso atılınca 10 kişi 2. yarıya başlayan Milan. Bence az bile attılar. Stankovic uzaktan yazdı. Inter fazla yüklenmedi ikinci 45’te. Geçen hafta oruç tutuyor diye oyundan alınan Muntari sonradan oyuna girdi derbide. Gözden çıkartılan Vieira bile oynadı. Milan’ın işi çok zor. Transferin bitimine 48 saat var. Lippi başta olmak üzere bütün İtalyan teknik adamları karşısına alan, İtalyanların da nefret ettiği Mourinho’nun akşamı bu akşam. Uzun, uzun konuşacaktır. Alayına da gider yapacaktır. Sneijder de ayağının tozuyla forma giydi. Sürgüne giden bir diğer Real Madridli Robben de Wolfsburg’a 2 gol attı. “Favori Inter ama bu derbi”nin “bu derbidir”ini çöpe atan bir oyun ve skor… Şampiyonluk yarışında Juventus dışında kimse zorlayamaz Inter’i. Hala Kaka’yı dilinden düşürmeyen (Siam venuti fin qua per vedere segnare Kaka) Milan tribünlerine ben olsam “Bu işin Kaka’sı çıktı Berlusconi” pankartı asardım…
MILAN (4-3-1-2): Storari, Zambrotta, Thiago Silva, Nesta, Jankulovski, Gattuso, Pirlo, Flamini, Ronaldinho, Pato, Borriello. All: Leonardo
INTER (4-3-1-2): Julio Cesar, Maicon, Samuel, Lucio, Chivu, Zanetti, Stankovic, Thiago Motta, Sneijder, Milito, Eto’o. All. Mourinho.

Gol: Motta, Milito, Maicon, Stankovic. / Seyirci sayısı: 78 bin/Hasılat 2.3 milyon euro.

– Sen yenisin galiba

>Real Madrid:3 D. La Coruna:2

>Önce bir kere ve de son kere şunu not düşmek lazım: Real Madrid çokça nefret edilen bir takımdır. Bu sezonki transfer politikasıyla bu nefret katlanarak büyüdü. Herkes yıldızlar topluluğu kadronun hüsrana uğramasını bekliyor. “Bak parayla saadet olmaz” demek için. Hatırlatırım; aynı muhabbet Chelsea için de dönmüştü erken Abramovich döneminde… Rakibin vurduğu gol olsun, Real Madrid 3 metreden auta atsın. Ya da Real Madrid’in her vurduğundan gol bekle, pas hatası yapınca yakıştırma… Bu yüzden Ronaldo’nun kale arkasının 2. katına attığı frikiklere gevrek gevrek gülen çok adam vardır. Dünyanın her yerinde de, eminim böyledir. Maça gidelim artık. Ramos’un olmadığı bir defans dörtlüsü her zaman eksik olacak bu takımda. Çok yaldızlı gibi görünse de sahaya çıktığında gayet mantıklı görünen bir onbir bu. Orta alanda Lass ve Xabi’yi kim istemez ki? Yalnız o canım 10 numara da Lass’a olmamış. Raul, ne yapar eder bu takıma 4-4-2 oynatır. Oynamaya da devam edecekler. İlk resmi maçtan görüldü k;i bu sezon Real Madrid’in şampiyonluğu Kaka’ya bağlı. Ronaldo hala Manchester United’de torunlarına hava basan terhisi gelmiş çavuş gibi. İlk yarı 2 pozisyonda “ben verdim pası sen anlamadın lan” hareketi yaptı takım arkadaşlarına. İki frikiği de memleketine attı. İlk goldeki muhabbet de komik. “Kaka kim attı?” diyor. Benzema’nın şutu filelerden geri sekti sandı demek ki. Raul, “kardeş direkten döndü ben tamamladım” diyor. Perez, takımdaki İspanyol sayısına dikkat ediyor. Bu kulüp geleneği adına bir adım mı; yoksa gelecekte olası 6+5 kuralı için bir hazırlık mı? La Coruna’nın ilk golünde hazırlık harika. Garay iyi adamdır; ama vurdurdu. Raul’un penaltısı büyük yalan. Nefis uçtu; hakeme de iyi yedirdi. Valeron (ligde 3 yıl sonra gol attı) gibi güzel bir adamın gol bulması insanı gençleştiriyor ekran başında (!) Lass’ın golüyle yani 10 numarayla (!) işi bitirdiler. Real Madrid çok atar ama çok yer de görüntüsü çizdi. Demek ki çözmeleri gereken tek problem var. Ramos döndüğünde onun da yarısını hallederler. Casillas da sakalı kessin arkadaşım. Milano derbisinin ikinci yarısı beni bekler…

>Shevchenko Kürkçü Dükkanında

>Olacağı buydu. Shevchenko kürkçü dükkanına döndü. 23 yaşında Avrupa’ya gelen Shevchenko, 10 yıllık Milan ve Chelsea kariyerinin ardından yetiştiği kulübe, Dinamo Kiev’e imza attı. Ülkesine dönen bir diğer isim Cristian Zaccardo. Wolfsburg’da olmadı ve Parma’ya imza attı. 48 saat içinde bol bol transfer haberi gelir artık…Dayıoğlu Gerrard Liverpool’u ipten aldı biraz önce. Benitez ceylan gibi sekiyor! Adamsın Gerrard…

>Bükreş Derbisi

> Fenerbahçe ve Galatasaray’ın iki rakibi yarın Bükreş derbisinde karşı karşıya gelecek. Ülke basınından kontrol ettim, maç 22:00’de.

>La Liga 2009-2010

>İspanya La Liga BBVA bugün başlıyor. Derbi tarihleri meraklısına. Transferde gelenler ve gidenleri de Marca’nın bu linkinden takip edebilirsiniz. Sezon fikstürü de burada.

Barcelona-Real Madrid: 29 Kasım
Real Madrid-Barcelona: 11 Nisan
AtleticoMadrid-Real Madrid: 8 Kasım
Real Madrid-Atletico Madrid: 28 Mart
Barcelona-Atletico Madrid: 20Eylül
Atletico Madrid-Barcelona: 14 Şubat

>Var Mı Başka Kupa?

>UEFA artık Süper Kupa finalinin stadını değiştirse.. Monaco’nın o anlamsız stadı ve kötü zemini yüzünden dün gece maçtan hiç keyif alamadım. Her sene farklı bir ülkede oynatsınlar bu kupayı. Prensin ayağına git git de; nereye kadar! Lucescu, “penaltılara kadar dayanırsam belki alırım kupayı” dedi. Barça’da Ibrahimovic’in zamana ihtiyacı var ama Henry’ye sola açmadığı bir top vardı ki; Fransızı çıldırttı. Inter’de yaptığında kimse ses çıkartmıyordu tabii. Iniesta’sız Barça, Messi’ye sırtını yasladı.

Kupayı getiren golü atan Pedro’ya 120 dakika sonunda ağabeyleri kafasına vurup tebrik ettiler. Güzel görüntülerdi. Sözleşmesini hala uzatmayan; belki de ihtiyaç duymayan Guardiola 4 ayda 5 kupa aldı. Dediği gibi; tekrar etmek imkansıza yakın. Belki de “Ben imkansızı başardım” demek istemediğindendir…