Monthly Archives: November 2009

>San Siro’da 2. Kat

>Dün San Siro’daki kazayı fotoğraflayabilmek mümkün değil tabii. Stad kameralarından bir görüntü var mıdır bilmiyorum. Inter’in 85’te Diego Milito ile 1-0 öne geçtiği anda golün sevincini yaşayan bir taraftar tribünlerin ikinci katında setten aşağı çakılmış. Durumu ağır, üzerine düştüğü taraftar da yaralı. San Siro bu konuda sabıkalı stad, ben son yıllarda benzer iki kaza daha hatırlıyorum. Elbette San Siro ikinci kat deyince hep akıllara Atalanta taraftarından gasp edilen motorsiklet geliyor.
Serie A’da bu hafta Juventus-Inter maçı var ama Juventus’un hafta sonunda kaybetmesiyle İtalya derbisinin içi boşaldı. Milan’ın da o rezil sezon başlangıcı sonrasında ikinciliği oturması ayrı bir hikayedir. Dün maç 0-0 iken 2 golü +48 ve+50’de atan Huntelaar da direkten döndü.

Advertisements

>Avrupa Ligi?

>
Twente vs. Fenerbahçe?(online surveys)

Twente vs. Fenerbahçe?(surveys)

>Sinema Salonunda Gol Kaçınca

>El Clasico’yu sinema salonlarında 16 bin kişi izlemiş. Fotoğraf vukuatın çıktığı salondan değil ama olay şudur: Barselona’da Kinepolis’de Cristiano Ronaldo’nun ilk yarıda kaçırdığı golden sonra onca Katalan’ın arasında maç seyreden iki Real Madrid taraftarı ayağa fırlayıp “Kaçar mı bu?” yapınca salon karışmış. Kafalarına patlamış mısır ve kola yemişler ve salonu terketmek zorunda kalmışlar. Bir vukuat da Real Madrid maça giderken, otel lobisinde taraftarlar imza alıyor futbolculardan, bir taraftar Casillas’a bir DVD uzatıyor imzalaması için. Geçen sezon 2-6 biten El Clasico’nun DVD’si!…

>Barcelona 1 – Real Madrid 0

>Geçen sene bu sahada ne olduysa yine aynısı oldu. Bir gol eksiğiyle. Real Madrid taraftarı o günden beri Drenthe’yi affetmiyor. Maç 0-0 iken karşı karşıya kaçırmıştı, bu gece Cristiano Ronaldo’nun yine karşı karşıya kaçırdığı kaleye. Barcelona sonra affetmemiş, Cannavaro’nun direğe yazıldığı El Clasico’yu 2-0 kazanmıştı. Bu gece de Real Madrid Camp Nou’dan puan çıkaramadıysa bunun sebebi biraz Ronaldo, biraz Higuain, biraz Benzema ve elbette ki çokça Puyol.İki tarafın da medyası ya çok kötü yanıldı; ya da kulüplerle birlikte hareket ettiler son 48 saatte. Madrid tarafında Benzema manşetlerdeydi, Barselona’da ise İbrahimovic. İkisi de yedek başladı. Guardiola kadrosundaki tüm futbolcuları maç kadrosuna alıp, son dakikaya kadar Busquets sürprizini sakladı. Real Madrid’in hücum gücünden çekindiği ortada ki sezonun en pahalı transferini -sakatlıktan çıkmış ve kondisyonu zayıf bahanesiyle de olsa- kenarda oturttu. Katalanların Henry’nin geçen sezon yokluğunda Iniesta’yı ileri üçlüde kullanmışlığı çoktur ama Henry, bir Eto’o olamadı elbette. Ne onun kadar güçlü; ne onun kadar Katalan(!); ne de onun kadar Real Madrid nefreti var içinde… Bu yüzden biraz silik başladılar ilk çeyrekte. Real Madrid’in Los Galacticos 2 projesinin birincisine göre yere daha sağlam bastığı ortada. En azından orta göbekteki Lass ve Alonso ikilisiyle ilk yarı iyi kafa tuttular Barcelona’ya. Maç sonunda topa sahip olmada Barcelona’yı %57’ye kadar çekmiş olmalarında Busquets’in erken kırmızısının da payı var elbette; lakin bu stada gelen Inter dahil birçok takım gibi hiç olmazsa topu görmeden soyunma odasına gitmediler. Kaka’nın maç boyunca illa bir tane attıracağım ısrarının birincisinde Ronaldo’nun dışarı vurduğu top, “Drenthe vakası 2” işte. Portekizlinin hazır olmadığı ortada ama buna rağmen 2 topta rakibin yanından uzamasını bildi. Antipatikliği klasik artık. Iniesta’dan sus ayarı (Iniesta’ya “Kendini yere atma” deyince, Iniesta “Kapa çeneni. Bunu söyleyecek son adam sensin” cevabını alıyor.) ve yediği beşliğin üzerine oyundan erken alındı. Barça 10 kişiyken; ne kadar kötü oynarsa oynasın Ronaldo’yu oyundan alan Pellegrini’ye medya kafadan dalacaktır elbette. Son 20’deki performansını bir kenara koyalım; -ki artık o dakikalarda 10 kişilik takımında taşın altına elini sokması gerekiyordu- Messi özellikle ilk yarıda sahada yoktu. Barça’nın olmazsa olmazı artık Messi değil Iniesta’dır, Xavi’dir. İkinci yarının ilk çeyreğinde kedi-fare gibi oynadılar. O dakikalarda 1-0 mağlup Real Madrid’in maçı kazanması için “Kim gelsin dünyanın tüm takımlarından?” desek ve bu soruyu geçen sezon sorsak; “Ronaldo ve Kaka” der galiba çoğunluk… İşte bu iki adam da beyazları giymişken; Barcelona’nun oyunu getirdiği nokta “Kalk gidelim ağabey,olmuyor” dur. Henry’i çıkartıp, İbra’yı oyuna almak Guardiola’nın sahaya sürdüğü onbir için de şüphe bırakmıyor açıkçası. Galiba Rijkaard aramış ve üç ön libero oyna demiş(!)

Real Madrid savunması golde pis uyudu. Ramos’un kanadından yarıldılar ve Ibra gibi bir adam bunları affetmezdi, affetmedi de… Barça’da en zayıf halka Busquets’in gereksiz ötesi ikinci sarı ve kırmızısı sonrasında Pellegrini üzerindeki baskılar nedeniyle yine Raul kartını oynadı ki kenarda kanattan top getirecek Drenthe ve orta alana alınabilecek Granero vardı. Bu sahadan Casillas çokça Aziz Casillas (San Iker) olarak çıkardı. Messi’nin bir şutu dışında ona pek iş düşmedi. Barça tarafında maçın yıldızı deli oğlan Puyol’dur. Ardından Iniesta ve Xavi… Maçın bidonu ise Marcelo… Camp Nou’da seyirci sayısı 97.131, sezon rekoru. Çıkış tünelinde Real Madrid’lilerin suratın bakmayan ve ellerini sıkmayan ise Valdes. Barcelona, Cruyff’un “Dream Team” döneminden beri ilk kez iki El Clasico arka arkaya kazandı Camp Nou’da ve liderliği geri aldı.

Maçın skor tahmini ve goller kim atar postunda 692 kişi tahminde bulunmuş. Kazanan minæ’yı tebrik ederim. Bana kurye adresini yollamasını rica edeceğim. PES 2010’un keyfini çıkarsın.

>Barcelona vs. Real Madrid

>

29 Kasım 2009 Pazar
20:00 /NTV/Ercan Taner

Real Madrid:2 Barcelona:6
Barcelona: 2 Real Madrid: 0
Real Madrid:4 Barcelona:1
El Clasico’da İhanet
Laporta döneminde Barcelona vs. Real Madrid
Barça ve Kaçan Yıldızlar

>Nereye Yeğenim?

> Blog arşivine baktım. İlk kez 18 Nisan 2008’de yazmışım. Gattuso, Milan’dan ayrılır mı? Bugün yeniden gündeme geldi. 2010 Dünya Kupası kadrosunda yeri garanti gibi ama belli mi olur. Pek çok futbolcu gibi Gattuso da kariyerinin son döneminde ya finallere gidemezsem endişesi yaşıyor. Kendi takımında onbire giremediğinden dolayı yol ayrımına geldi. Milan’ın yeni oyun düzeninde Ronaldinho-Seedorf ikisi birden sahada olunca ve takım çift forvet oynayınca ona yer kalmıyor. Gattuso’nun Milan’dan ayrılması zordur ama bu kez yolun sonuna geliyorlar galiba. Ocak ayında Gattuso ceketi alıp çıkabilir. İnsanın “Nereye yiğenim?” diyesi geliyor. Favori dizimden alakalı alakasız bir replikle bitireyim. Ezel’de Dayı der ki:
Değişmek zordur yeğenim
Ama bazen, aynı adam olmak daha zordur.
Hayat öyle yüklenir ki üstüne;
durduğun yerde çatır çatır çatırdarsın.

>El Clasico’ya Bir Gün Kala

>İspanyollar ne İngilizler gibi maça forma giyip gelirler ne de İtalyanlar gibi koregrafi yapabilirler. Taraftarlık kültürlerinin Franco dönemi yüzünden ölü doğduğu söylenebilir. 80’lerden itibaren İngiliz ve İtalyanları taklit etmeye başladılar. Fotodaki koreografi Milano derbisinden. San Siro Curva Sud‘de bir zamanlar Fossa dei Leoni grubu varken yapılmış ve kült olmuş koreografilerden biridir. Edvard Munch’un Scream’ini uyarlamışlar ve “Interli, delir” demişlerdi. Yarın El Clasico’da yine kulüp destekli bir koreografi olacak. Barcelona 110 yaşında. Bunu 22 bin kartonla yazacaklar.El Clasico’ya bir de medya tarafından bakalım. Maça akredite olan gazeteci sayısı 700. 22 ülkeden gazeteci geliyor Camp Nou’ya. 80 gazete olacak, 24 haber ajansı ve 19 radyo. 38 televizyon kanalı spiker göndermiş stadyumdan anlatım için. Ümit ediyorum aralarında NTV’den Ercan Taner de vardır.