>Hain Baros(!)

>Türk spor basınında yükselen değer yabancı düşmanlığı… Bu sezon bunun tavan yaptığını söylebilirim. “Milli takıma yeni teknik direktör kim olmalı?” tartışmaları dahil, yabancı hocalar ve futbolcular aleyhine bir kampanya var. Bu ülkede yabancı sayısı serbest bırakılırsa bu düşmanlığın nereye varacağını hesap bile edemiyorum. İşte son örnek, Baros’un sakatlığı. Gazetelerin dün yazdığı Baros’un sakatlık hikayesi bugün Hürriyet’te tekrar derlenerek, ısıtılarak sunulmuş. Farkı nedir? Baros’un “fedakarlık” yapmadığı ve gidip ayağına platin taktırdığı! Hakan Ünsal vasıtasıyla da öğreniyoruz ki; bu yerli futbolcuların başına gelseymiş fedakarlık yapar oynarlarmış. Baros’un operasyon kararı doğru değilmiş. Diğer görüş ise bir tıp adamına değil, İlker Yasin’e ait! “Ayağı iyileştikten sonra platin taktırmasını doğru bulmuyorum” diyor İlker Yasin.

“Bilimsel bir araştırmaya göre Türkler ayak tarak kemiklerinin Çek milletinin ayak tarak kemiklerinden daha sağlam olduğu saptandı” diye bir haber çıktı da, biz mi okumadık(!) Bu nasıl bir kafadır, bu nasıl bir bakış açısıdır? Futbolcudan istenen fedakarlık nedir? Acılar içinde oynaması mı? Yerli futbolcu olsa oynarmış? Geçen sezon bu ülkede ayak tarak kemiği kırılan Barış Özbek ve Servet alçılı ayaklarla mı çıktı sahaya? Üstelik Baros değil mi; sağlam olduğunda her tekmeye kafasını uzatan ve bu yüzden taraftarının sevgisini kazanan…

Gelelim Baros’un durumuna. Ocak ayının başında çekilen röntgeninde kemik kaynadı raporu sonrası düz koşuya başladı. Mış’lı anlatmıyorum çünkü bir gazeteci olarak bilgi sahibiyim. Ayağında ağrılar hissedip idmanlara konsantrasyonunu yitirince, menajeri aracılığıyla bulduğu Dr. Wohlfahrt’a gitti. Hasta olan da, tıp adamları da bilir ki, sözleşmeli futbolcu da olsan bir insan olarak farklı bir doktordan fikir alma, farklı bir tedavi yöntemi deneme hakkı hastanın en büyük özgürlüğüdür. Sınır nerede başlar bir futbolcu için? Operasyon kararı verilirse, kulübü bilgilendirmek zorundasındır. Baros da bunu yaptı. Galatasaray’ın doktorlarından biri Almanya’ya gitti. Dr. Wohlfahrt, çatlayan kemiklerde durumun nükse etme ihtimaline karşı platin takviyesi yapmayı uygun bulduğunu anlatmış. Baros da bu tedaviyi seçtiği için operasyon gerçekleşti. Önemli olan öncelikle hastanın iyileşeceğine, iyileştiğine kanaat getirmesi. Operasyonun faturası Baros’un sahalara dönüşünü planlanandan 1 ay geciktiriyor. Atletico Madrid maçlarını kondisyon olarak zaten hazır olmayacaktı ve yetişme ihtimali %50 bile değildi. Şimdi Mart 15’te ancak takım arkadaşlarının temposunda bir çift kale maçta oynayabilir.

Futbol bu, ağır sakatlık haberleriyle ilk kez karşılaşmıyoruz. Ama bu “Yerli futbolcu fedakardır, Baros değil; tu kaka edebiyatı” ve “Ya Sev Ya Terket” gazeteciliği-kafadaki sakatlıklar geçmiyor ne yazık ki!- okuyanı da sakat bırakıyor. Üstelik “bu fedakarlığı yapmadı” diyen Hakan Ünsal, iki dizinden de ağır sakatlık geçirmiş ve aylar boyunca ABD’de tedavi görmüşken… Bu vesileyle yazan, çizen okuyan herkese sağlıklı günler dilerim…

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s