>Veron-Vieri-Sergen-Gökhan Ünal

>Menajer tarafından bakarsanız Sergen onlar için değerli bir futbolcu değildir. 4 Büyük’te oynamıştır ama bonservis üretebilmiş adam değildir. Dünya futbolunda bunu en iyi başaran adamlar Veron, Vieri (bkz: Vieri ve formaları), Crespo’dur. (Elbette başka örnekler de vardır.) Birden fazla kulüp, bol sıfırlı bonservis bedelleri… Evet konumuz Gökhan Ünal. 2 yıl içinde Gökhan için ödenen bonservis toplamı Burak Yılmaz’ın da bedelini kattığımda 11 milyon Euro’ya yaklaşıyor ki işte bu %100 menajer başarısıdır.
Gökhan Ünal’ın menajeri Batur Altıparmak’ı da bu nedenle tebrik etmek lazım. Trabzonspor da dahil Anadolu takımlarından 3 Büyükler’e gelen futbolcular için üç farklı senaryo üretelim: Oynadığı takımda tavan yapan ve artık İstanbul için zamanı gelenler. Kendini ispatlamasa da yeteneğiyle bağıranlar (İsmail) ya da kariyerinde düşüşe geçen ancak bir zamanlar sağlam bir bonservisi varken; şimdi bedavaya gelenler. Gökhan Ünal, bu 3 senaryoya da uymuyor. Trabzonspor’un onu, onun da Trabzon’u istemediği bir dönemde, kendi takımında onbire giremezken ve gözden düşmüşken, Fenerbahçe’nin kapısından içeri girebilmek büyük başarı. Bunu bedelsiz olarak başarsa, “İyi yedek olur, maliyeti yok” der geçersin. Menajerlik başarısı burada işte. Gökhan’a ödenen 3.5 milyon Euro ve Burak Yılmaz’ın bonservisi.

Gökhan Ünal, Fenerbahçe’de ne yapar? Güiza’nın topuğundaki sakatlık nedeniyle ligin ikinci yarısında nerede duracağı, nerede devam edeceği belli değil. İspanyol sezon başında transfer dedikoduları çıkarttı ama şimi kendi menfaati açısından doğru olanı yapıyor. Devre arasında takım değiştirse ya da operasyon 2010 finallerinde kadroda olma şansını zora sokabilirdi. Daum olduğu sürece birinci tercih olduğunun farkında. Semih’in ruh hali ortada. Semih, tüm futbolseverlerden önce biliyordu yönetimin bir golcü transferi yapacağını. Gökhan Ünal’ın Kayseri’de performansıyla İstanbul’a gelmeyi hakettiği kesin. O tercihini Trabzon’dan yana kullandı. Tribündeki taraftar, öyle “defansın arkasına iyi koşu yapıyor” ile ilgilenmez. Herkes topu kaleye sokacak adamı gözlüyor. Bu yüzden Fenerbahçe’nin bol sıfırlı yayın ihalesinin ardından, ezeli rakiplerinin yılan hikayesine çevirdiği Sercan transferini bitirmesi taraftarın gönlünü daha hoş kılabilirdi! Tabii buradan “Buldu mu atan adam Sercan’dır” fikri çıkmasın. Sercan genç ve yeteneklidir. Gökhan, Trabzon’da taraftar baskısından yakınan bir santrfordu. Onun milli takım performansının düşük kalması, aslında “Büyük takım için yeterli mi değil mi?” sorusununa çok önce verilmiş bir cevaptır. Güiza’nın mutlak golleri kaçırıp saç baş yoldurduğu ortamda “marka” golcü bekleyen Fenerbahçe tribünlerinin, Gökhan için sabır eşiği Avni Aker’den de düşük olacaktır. Gökhan, hangi maçta ilk fırsatı bulacaksa, yazmadan gitmemeli soyunma odasına.
Bitirirken… “Bu ülkede alınacak kaç yerli santrfor var?” da madalyonun öteki yüzüdür elbette… Burak Yılmaz’ın da doğru fizik, yanlış kafayla devam eden kariyerinde 4 Büyük’ten üçünde forma giymiş ya da giyecek olması da pek açıklanabilecek bir mesele değildir. Kısmet deyip geçmek lazım.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s