Monthly Archives: February 2010

>Bridge vs. Terry

>Soyunma odasında maç konuşmasını Mancini değil Bridge yaptı galiba. İhanete tokat budur. Şurada iki üç gün önce koltuğu tartışılmaya başlanan Mancini, Milano derbisinden rakibi Ancelotti’yi fena bozdu kendi taraftarı önünde. Maçtan önce Sky reklama gitmemiş, Bridge-Terry karşılaşması için. Doğal olarak elini sıkmamış City’li. Hafta ortasında Cech’in sakatlığı lig yarışını fena etkiler notu düşmüştük San Siro’daki maçın ardından. Carlos Tevez de hızır gibi yetişti. Mancini, Bridge’i oyundan alarak bir de güzellik yaptı. İntikam budur… Domates, biber John Terry’e gider…

Advertisements

>Tenerife 1992

>Real Madrid bu akşam Tenerife deplasmanında oynuyor. 18 yıl önce bu sahada kaybedip şampiyonluğu Cruyff’un Barcelona’sına kaptırmışlardı. Bir sezon sonra tarih tekürrür etmiş, Tenerife yine taş koymuştu. Fotolar 1992 senesinden…
Truva Atı Jorge Valdano

>Hafta Sonu Futbol

>26 Şubat Cuma
20:00 Antalyaspor-Trabzonspor / Lig TV
21:30 Schalke 04-Dortmund / TRT 3
27 Şubat Cumartesi
13:30 Kocaelispor-Altay / D Spor
14:45 Chelsea-Man City / Spormax
14:00 Bursaspor-Sivasspor / Lig TV
16:30 Mainz-Bremen / TRT 3
17:00 Watford-Newcastle / Futbol Smart
19:00 Kayserispor-Beşiktaş / Lig TV
19:30 Stoke City-Arsenal / Spormax
19:30 Leverkusen-Köln / TRT 3
21:00 Tenerife-Real Madrid / NTV Spor
22:00 Montpellier-Rennes / Kanal A
23:00 Barcelona-Malaga / NTV Spor
28 Şubat Pazar
00:30 Santo Andre-Portuguesa / Spormax
13:30 Ajax-Ultrecht / Futbol Smart
13:30 Karabükspor-Konyaspor / D Spor
14:30 Rangers-Celtic / Euro Futbol
15:00 İstanbul BŞB-Fenerbahçe / Lig TV
15:00 Tottenham-Everton / Spormax
15:30 PSV-RKC Waaljik / Futbol Smart
16:00 Milan-Atalanta / NTV Spor
16:30 Hannover-Wolfsburg / TRT 3
17:00 Liverpool-Blackburn / Spormax
17:00 Aston Villa-Man United / Kanal A (Carling Cup Finali)
19:00 Galatasaray-Kasımpaşa / Lig TV
19:30 B.Munih-Hamburg / TRT 3
22:00 Santos-Corinthians / Spormax
22:00 PSG-Marseille / Kanal A
22:00 Atletico Madrid-Valencia / NTV Spor
22:15 Sporting Lizbon-Porto / Futbol Smart

>İstanbul Cehennemi (!)

>Kulüplerimizin çaplarına, bütçelerine ve taraftar potansiyeline baktığın zaman bu kupada çeyrek final başarı denilebilir. Bu turda eve dönmek ise ilk maçlarda alınan umutlu skorlar sonrasında hüsran. Türk cehenneminden hem İspanyollar hem Fransızlar çıktı. Galatasaray, Rijkaard yönetiminde sahasında bu sezon 21. maçta ilk kez mağlup oldu. A.Madrid de ön elemeyi saymazsak; Şampiyonlar Ligi ve bu kupada ilk kez kazanıp yoluna devam etti. İspanyollar bütün hafta Türk cehennemi diye işleyip durdular ama bunun futbolcuları motive ettiğini söylemek lazım. Cehennem dedikleri yerde İtalyan hakemlerin altı gözü de penaltıyı görmedi. İstanbul’da yabancı hakemleri manipüle edecek tribünlere sahip değiliz ya da her seferinde bizim takımları çarpıyorlar. Ya da deri monta doydular (!) Rijkaard’ın taktiği doğru ama sinir bozucuydu. A. Madrid’in mutlak gole ihtiyacı olan maçta iki kanadı ve Agüero’su uzayıp gidebilen adamlarken yüklenmenin manası yoktu. Yaslanarak başladılar. İlk yarıda işlerin iyi gittiğini söylemek lazım. Hollandalı, Mourinho’nun Chelsea’ye yaptığı gibi kitlemeye gitti ama İstanbul’da taraftarın en hoşlanmadığı topun rakip takımda olmasıdır. Bizim takımlar çokça elenirler; ama pis bir gol yenir ama bireysel hata yapılır… Oyuna hükmettiğinde insanlar bilet paralarını helal ederler. Galatasaray’ın mevcut kadrosunda total futbol ya da dizilişlerden bahsetmek abesle iştigal. Dört kişiyle hücum eden bir takım Galatasaray. Sakat Arda’nın özverisi, Keita’nın delişmenliği, Caner’in bilinmezlikleri ve Elano’nun uzun topları ya da şutları… Mustafa Sarp ve Mehmet Topal ise bir cümleyi bile haketmiyorlar. İkisi yarım Emre Belözoğlu etmez. En zayıf halka Uğur yine ilk golde rakibi izleyince işler zorlaştı. Servet’in Agüero’ya darbesinde kasıt var mı? İzleyenlerin takdiridir. İspanyollar kendi evlerindeki maçtan çok daha akıllıca ve sakin oynadılar. Reyes’in yüksek formu ve Tiago’yu aratmayan Raul Garcia’nın performansı. Simao zaten her zaman böyle bir adamdır. Şapkadan tavşan çıkartır. Maçın kırılma anı Elano’nun sakatlığıydı. Ayhan hayata küsmüş ve de futbolu unutmuş. Sonrasında gol geliyor dakikaları başladı. Leo Franco’nun Reyes’in ayaklarından aldığı top, Reyes’in direkten dönen şutu… Simao çekirge zıplamaz artık dedi. Galatasaray’ın çok çabuk karşılık vermesi oyunu ayakta tuttu. Asistan hakemler falan hepsi yalan. Gözlerinin önündeki penaltıyı 3 hakem de görmezden geldi. Daha iyi oynayan, ilk maçı da katarsak turu hakeden taraf Atletico Madrid’di ama bu oyunda jüri kararı değil; o düdük belirliyor kazananı. O düdüğü çalmadılar ve rakip 10 kişi kalacak ve muhtemelen Galatasaray 2-1 öne geçecekken, herşey tersine döndü ve 10 kişi kalan takım uzatma eziyetini çekmeden Forlan tarafından ligine yollandı. Sadece Baros’un varlığı, bu Atletico Madrid karşısında dengeleri bozardı. Lakin onun olmadığı bilinirken, Nonda’yı yollayıp Giovani’yi alan Rijkaard vedanın elbette ki sorumlusu oldu.Gündüz Fenerbahçe ilk golü bulmadığı takdirde işinin zor olacağını ve haftalardır ters elektrikle yüklenen tribünlerin patlayacağını not düşmüştüm. Eksiklere baktığımız zaman Lille de (Gervinho, Debuchy, Costa, Balmont ve Cabaye) en az Fenerbahçe kadar dezavantajlıydı. Emre’nin golü desteği de sağladı ama kader anı galiba Alex’in girmeyen kafası oldu. Gazetede iş telaşı yüzünden yarım gözle seyrettiğim bir ikinci yarı var. Lille golünde elbette ki Volkan hatalı. Fenerbahçe’nin Avrupa Kupaları’ndan elenirken bu kaçıncı bireysel hata? Bunun hesabını yapmak lazım. Son saniyede Bilica’nın vuruşuna ise pes! Geniş dediğimiz kadrolar sakatlıklar yüzünden örselendi ve Mart ayı gelmeden 40 maç oynayan iki takım da rakipleri karşısında sahaya sağlam basamadılar.
Cumartesi gazeteleri ve programlarında iki teknik adam ve takım da kurşuna dizilecektir. Ertesi gün ise lig yarışına devam… Annemizin ligine hoşgeldik. Biri çayı tazelesin…

>Merter-Rio Hattı

>Roberto Carlos ayrılmadan önce Merter’de bağlantıları kurdu galiba(!) Şu tekstil işine girmenin tek bir sebebi olabilir Roberto Carlos için. İki değil birinci karede saklı 🙂

>Daum ve Lourdes

>Fenerbahçe’de bu kadar sakat oyuncu olmasının iki sebebi var. Stadın zemini ve Daum’un kadroda rotasyon yapmaması ve kulübede oturan adamlara güvenmemesi. Kazım ve Roberto Carlos’un gittiği kadroya, Türkiye’nin her alanda en çok kazanan kulübünün neden takviye yapmadığı sorusunun muhatabı ise elbette ki Aziz Yıldırım. Lille maçı öncesinde dün Daum düzenlediği basın toplantısında şöyle demiş: “Fransa’dan gelen misafirlerimiz var. Lourdes diye özel bir ilaç varmış. Belki bize ondan getirip yardımcı olabilirler”

Toplantının metni önümüze geldiğinde nedir bu Lourdes dedik? Eczacı değiliz. Çin yağı gibi her derde deva bir ilaç mı(!) Yine ufak çaplı bir çeviri krizi yaşanmış. Bugün dikkatli arkadaşlar sayfalarında araştırarak doğrusunu vermişler.
Lourdes, Fransa’da Meryem Ana’nın defalarca görüldüğüne inanılan ve suyu şifalı kabul edilen bir kasaba. Katolikler tedavi için Lourdes’e gidiyorlar. Daum da olayı ince görmüş…
Emre Belözoğlu’nun kariyerinin en iyi performanslarından birini ortaya koyduğu Bursaspor maçında yenilen 3 gol en büyük soru işareti ama ben o maçın ilk yarısındaki Fenerbahçe’yi çok beğendim. Aynı kadroyu bile sahaya çıkartmak mümkün olmadığından bugün Lille karşısında kulübeden gelen Selçuk, Semih gibi isimler kötü futbol oynama kredileri yok. Fransızlar da sakatlarla birlikte tek ayak üstünde yakalandılar. Klasik bir tabirdir ama bu maç için geçerlidir. Tribünler patlamaya hazır. Fenerbahçe maçta ilk golü bulursa, arkasına taraftarına alır. Lakin Lille golü atarsa sonrası soru işareti olur…
***
Vederson’un sakatlık haberi galiba taktikmiş. Kadroda olduğu söyleniyor.

>Doğan Babacan ve Salcedo

>

Galatasaray-Atletico Madrid’in futbol tarihindeki ilk eşleşmesi 37 yıl önceydi. Kuralar çekildikten sonra bu konu blogda yer almıştı. Tekrar etmeden bugüne gelelim. İspanyollar güzel gazetecilik yaptılar. İlk maçın ardından iki röportaj patlattılar. Biri Doğan Babacan ile. Doğan Babacan’ın kariyeri kırmızı kartlar üzerine kuruludur. 1973-74 sezonunda Atletico Madrid finale giderken yarı finalde Celtic deplasmanında 3 kırmızı kartı gösteren hakem Doğan Babacan’dı. Babacan’a Ali Sami Yen’i sormuşlar. O da “Ali Sami Yen’de taraftar çok ateşlidir. Oradan Avrupa’nın devleri boynu büyük ayrıldı. A. Madrid de ayrılırsa üzülmesin” demiş. İkinci röportaj 36 yıl önceki eşleşmede turu geçen takımı belirleyen golü atan adam Salcedo. Oyuna sonradan giren ve uzatmalarda Yasin’i ceza sahası dışında avlayan Salcedo İspanya’dan ABD’ye gitmiş ve ekonomi masterı yapmış. Yıllar sonra onu bulmuşlar 1973’deki maçı sormuşlar. Salcedo “Ali Sami Yen’de atmosfer nasıldı?” demişler. Salcedo da başlamış anlatmaya: “Çok büyük stad değildi ama çok ateşliydiler. Hakemi de etkilediler” demiş. UEFA da As gazetesi de bir ayrıntıyı atlamış. Bugün işi kolayından alıp bu hataya düşen editör arkadaşlar da var gazetelerde. 1973 yılında Galatasaray’ın Atletico Madrid rövanşı İnönü Stadı’nda oynandı ve Milliyet gazetesinin maçın ertesi gün verdiği habere göre Mithatpaşa’da 36 bin taraftar varmış tribünlerde. Neyse Salcedo bunun farkına varacak değil elbette…