>Beşiktaş 1 – Galatasaray 1

>Kağıt üzerinde puan farkı sekizdi ama Beşiktaş’ın eksik İstanbul Belediye maçı ve Ankaraspor maçından gelecek 3 puanı, Galatasaray’ın Eskişehir deplasmanına gittiği haftada puan kaybıyla Denizli’nin takımını zirveye taşıyacaktı. Denizli, Atletico Madrid’in yapmadığını denedi. Kanattan ortalarla yüksek toplarla vurmak istedi rakibini. Leo Franco’nun Madrid’de yakaladığı havanın devamını getirmesi ve yüksek toplarda yumruğunu iyi kullanması Beşiktaş’ın hesaplarını bozdu. Yine de biri tartışmalı iki kafa topuyla pozisyon yakaladı Beşiktaş. Birinde Nobre’nin kafası çıkmaz köşeye gitti ve direkten döndü. Diğerinde Holosko’nun kafasında topun bir kısmı çizgiyi geçti. Sahaya çıkan onbirde sırıtan adam Tello idi. Holosko’yu kanada çekerek, diğer tarafta Ekrem de işlerken, Bobo ile oyuna başlamak daha mantıklı görünüyordu.
***
Galatasaray maça bir antrenmanla hazırlanabildi. Atletico Madrid maçı bu derbinin provası mıydı yoksa bu derbi, o maçın ezberi mi oldu? İkisi de aynı kapıya çıkar sanırım. Orta alanda Mustafa Sarp’ı yedeğe çekip Barış-Elano ve Topal ile iyi bir duvar oluşturdular. Madrid’de aksayan Servet de yerini geçen hafta da iyi oynayan Emre’ye bıraktı. Aksayan adam Madrid’de olduğu gibi Uğur oldu. Kısa deparlarda hep ezildi, hücuma destek veremedi ve ilk topları da savurarak kullandı. Galatasaray’ın mecburiyetten forvet Arda tercihi Bursaspor deplasmanından beri iş yapmıyor. Kazanılan ve elenilen Antalya kupa maçı dahil 5 maçta Arda en uçta oynadı ve Galatasaray, 3 beraberlik, bir yenilgi ve bir galibiyet aldı. Rijkaard takımını iyi yönetti. Caner-Jo değişikliğiyle Arda’yı kanada attı ve golü de buldu. Futbolda hesap edilemeyenler vardır. Arda’nın sakatlığıyla top tutmakta zorlanmaya başladılar. Beşiktaş’ın bu arada ikinci yarının ilk yirmisinde oyunda olmadığını da belirtmek lazım. Giovani’nin çok da gerekli olmayan faulü sonrasında Leo Franco karambolde tek hatasını yaptı ve Sivok da gecenin günahkarı olacakken kendini affettirdi.
İki Atletico Madrid maçı arasında Galatasaray’ın sakatlarına rağmen İnönü’den çıkması başarıdır. Neill sezonun en iyi transferi olmaya aday. Elano da üstüne koyarak yola devam ediyor. Beşiktaş’ta iki bekle birlikte orta göbekteki iki Alman da eski günlerinde değil. Hücumlarda hiç rol almadılar ve şut denemediler. Oyuna sonradan girenlerin da konsantrasyon problemi vardı. Hakem Aydınus birkaç pozisyon dışında temiz maç yönetti. Barış’ın karttan sonra eline ikinci sarı çıkar mıydı? Toraman’ın Topal’a sarıldığı pozisyon penaltı mıydı? Ya da Keita’nın sıfıra inerken dirseği nizami miydi?….
***
İnönü’de taraftar ve Yıldırım Demirören arasındaki soğuk savaş sürdüğü sürece; Beşiktaş’ta futbolcuların böyle viraj dönecekleri zorlu maçlar öncesinde akıl sağlığını sorgulamak yersiz. Yönetici Mete Düren’in maçtan sonraki açıklaması da ilginç! “Hafta başından beri başkanın maça gelmekten imtina ettiğini biliyorduk. Başkan maça gelerek bu derbiye ekstra bir önem verildiği yorumunun yapılmasını istemiyor. Sonuçta bu maçta alınacak 3 puanın bizim üzerimizdeki diğer takımlardan alacağımız 3 puanlardan farkı yok. Gelseydi belki de takım biraz da stresli olabilirdi. O yüzden gelmemiştir.”

Ne demekse artık!..

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s