>Galatasaray:0 Fenerbahçe:1

>Maçın 3 dakikalık özet görüntülerini izleyen, bu 10 yıl önce Fenerbahçe’nin Johnson’un frikiğiyle kazandığı maçın benzeri diyebilir. Değildi. Fenerbahçe, net pozisyon üretemediği, rakibine de 4 pozisyon verdiği maçtan 3 puanı bileğinin hakkıyla aldı. Fenerbahçe’nin ilk 15 dakikadaki oyunu rakip sahaya yıkma düşüncesi geçmiş maçlarda Rijkaard’ın oyunu kendi sahasında kabul etme anlayışı gibi görülebilir ama bu da değildi. İlk çeyrek, orta sahada Galatasaray’ın yine çaresiz olduğunu gösterdi. Emre ve Cristian’ın olmadığı Fenerbahçe göbeğinde Selçuk ve Mehmet Topuz’a yakın oynayan Alex, karşılarındaki üçlüye üstünlük sağladılar ve maçı tabelada olmasa bile pratikte sahada aldılar o dakika. Oyunu bırakın iki taraflı oynamayı, tek yönünü bile beceremeyen Galatasaray’ın orta üçlüsü olmayınca, bir derbiden 4-0-3 ile 3 puan çıkarmanız beklenemez. Kanatlarda Fenerbahçe’nin iki adamı da rakip kademesine girerken aralarındaki mesafeyi korudular ve birini ekarte eden Galatasaraylı, ikincide duvara çarptı. İki takım koşu toplamlarından çok; koşu tiplerine bakmak lazım. Galatasaray’da koşan adamlar rakibe refakat eden mesafedeyken, Fenerbahçe’nin her koşusu rakibin ya ensesinde ya burnunun dibindeydi. İki takımın forvet arkasında oynayan Alex ve Elano’nun ayağına -yeri önemli değil- top geldiğinde hangisinin daha boş alan bulduğu da zaten bunun göstergesi. Daum’un “beraberlik de benim” oyun anlayışını Galatasaray, 30. saniyede kırabilirdi. İkinci yarının başında Giovani’nin golü de galibiyeti getirebilirdi ama Rijkaard’ın haftalardır çektiği sıkıntı bu. Trabzonspor maçını da net iki pozisyon kaçırdıktan sonra bireysel hatayla kaybetmişlerdi. Yine öyle oldu. Leo Franco’nun uyuduğu pozisyon ve Fenerbahçe’de 5 yıl daha kalmayı garantileyen (!) Selçuk’un golü sonrasında kalan 25 dakikada sakat Arda (ısınırken yere eğilemeyen) tercihi, Galatasaray’ın son sanşını da tüketti. Kazanan Fenerbahçe’de “gol attı” diye Selçuk’u tercih etmezseniz ;maçın adamını seçmekte zorlanırsanız. Takım olarak bir standart tutturdular. Hepsi maçın adamıydı. Galatasaray tarafında maçın adamını bulmak için ise çok kafa patlatır, laf olsun diye belki “Lucas” derseniz. Bu da iki takımın; pardon biri takım olmayı başarmış; diğeri ise yaptığı transfer yanlışları yüzünden bu sezon Beşiktaş maçı dışında büyük maç kazanamamış bir 11’in farkıdır zaten. Galatasaray (su şisesi yüzünden bir maç sahası kapanır), şampiyonluk yarışından ve ikincilik potasından da düştü. “Total Futbol” diye başlanan ama orta sahada yanlış adamlar yüzünden “Topal Futbol” olarak biten bir sezon olarak yazılabilir kulüp tarihine. Yarından itibaren Servet-Rijkaard kavgası büyüyecektir. Kaybeden de yolcu da Servet olur. Kaybettiği havayı tekrar yakalayan Fenerbahçe’nin bir sonraki finali Beşiktaş derbisi olacak. Gerçek sezon finali de o derbidir…

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s