>Rijkaard&Elano&Leo Franco

>Son 20 yılda futbol çok yeteneği yiyip bitirdi. Değişen sistemlere, hızlanan oyuna ayak uyduramayanlar çemberin dışında kaldı. 90’ların klasik kanat oyuncuları mesela. Steve McManaman’ın Real Madrid kariyeri aklıma gelir her seferinde. Bugünden de Quaresma, Mancini örnek olabilir. Bir de başlıkta adı geçen Elano. Orta sahasının skora katkı yapmadığı bir takımın şampiyonluk şansı yok gibi artık futbolda. Ya Cristiano Ronaldo, Messi gibi rakibi tek başına deviren adamlara sahip olacaksınız ya da sezon genelinde orta sahanız, forvetle gol yükünü paylaşacak ve her biri asist hanesinde bir elin parmaklarını geçecek. Bursaspor’u bugün zirvede tutan bu paylaşımdır zaten. Elano da günümüz futbolunda mevkisini kaybeden adamlardan. 10 numara mı? Sağ açık mı? İkinci forvet mi? Ön libero. Hepsinden bir tutam olduğunda işte bu performans çıkar ortaya. Sezon biterken, iyi top atıyor denilen Elano’nun asist hanesinde sıfır yazması istatistikçilerin hatası değil! Arda’nın sezon başında oyun kuruculuğa soyunduğu dönemdeki performansını tahmin etseler bugün Galatasaray’a Elano formasını giydirmezdi teknik kadro ve yönetim. Geriden iyi çıkan Lucas Neill transferi sonrasında bile Elano rakip sahaya 20 metre daha yakın oynamayı başaramıyorsa bu elbette ki o göbekteki iki partnerinin yerinde sayan (Mustafa Sarp) ve geriye giden (Mehmet Topal) performansı yüzündendir. Sezon başında anlattığım yerli ve yabancı arasındaki kalite makası da budur zaten. Her koşu istatistiğinde takımının ilk beşinde olan bir adamın saha içinde hayaleti oynamasını da “Alex koşmuyor”cular açıklasın; ne yapayım! Rijkaard, Linderoth’un gidişi sonrasında yeni bir ön libero almayarak Elano’nun da yolunu taş dizdi. Oyun melekeleri, adam geçmek, şut atmak, son pası vermek olan bir adamı, rakip kaleden 50 metre uzakta oynattığınızda da 90 dakikada ancak iki 40 metrelik diyagonal pasına mahkum kalırsınız. Onu 20 yıl önce Cevat Prekazi de atıyordu!
****
Bir sezonda en büyük rakibiyle oynadığı iki derbide de skora direkt etki eden bir kaleci eğer sezonun diğer 32 haftasında şapkadan tavşan çıkartmamışsa işi zor. Türkiye’de artık faşizanlığa varan yerli-yabancı futbolcu/teknik adam süzgecinden bakmıyorum Leo Franco’ya. İyi futbolcu, iyi teknik adam vardır sadece!
Transfer olduğunda daha ortalıkta Rijkaard yoktu. Madem herkes şimdi çuval diyor ben de demiştim diyeyim o zaman. 8 Mayıs 2009’da çuval gibi kalecidir demişim Leo Franco için. Bonservisi yok, Atletico Madrid’de 5 yıl oynadı referansları imza attıranlara elbette ki cazip gelmiştir. Buradan sonrası ise Rijkaard’ın sorumluluğu altında. Barcelona’da ilk yılında Rüştü kötü oynadığında kaleyi gözü kapalı Valdes’e teslim eden Rijkaard’ın, demek ki 7 yıl sonra refleksleri Leo Franco gibi zayıflamış!..

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s