>Dünya Kupası Gün #5

>Günün adı “Yeter artık” günüydü. Sıra ölüm grubundaydı ve Portekiz-Fildişi Sahili gibi yakışıklı bir maç vardı. Yeni Zelanda-Slovakya maçı sanırım Stoch transferine kadar kimsenin umurunda değildi. O da onbirde olmayınca izlemenin tek anlamı maçtan sonra yorum yapacak olmaktı. İlk yarı yine çekilmezdi. Sırbistan’dan sonra Slovakya da kağıt üzerindeki kadronun hakkını veremedi sahada. Hamsik gibi bir adamın Yeni Zelanda gibi tek oyuncusu Premier Lig’de oynayan ve 82’den sonra ilk kez finallere gelen bir takımı tek başına yenmesi gerekiyordu. 5 kafa golünden biriydi Slovakya’nın attığı. Ardından kupanın ilk gününden beri oynanan futbolun faturası çıktı Slovakya’ya. Baba Weiss maçı kazandığını sandı, değişikliklerle takımın içini boşalttı ve tek golü yeterli görünen takımı geriye yasladı. 11 maçtır çile olan futbola Yeni Zelanda’nın golü bir tokat gibi geldi. Yine arka direk, yine kör nokta. Drogba nasıl iyileşti bunu anlamadım, biz de evde dirseğini kıran bir çocukla uğraşıyoruz 19 Mayıs’tan beri. 3 hafta alçıda kaldı kolu. Drogba 10 gün sonra özel izinle bandajla ikinci yarıda sahaya çıktı. Portekiz, Cristiano Ronaldo ve arkadaşları ama istatistik de garip. Ronaldo, 10 maçtır milli takımda gol atamıyordu, top direkten döndü ve 11 oldu. Fildişi forması sinir bozucu bu arada! Biz giysek pot yapar! İki takım da yine bekleneni veremedi. Bunda sıkı ön liberoların payı var tabii. Son 8’de oyuna giren Keita oyuna hareket getirdi, iki de pozisyonları var ama tüccar hoca Eriksson ile bu gruptan çıkabilirler mi?

İkinci maçta Brezilya, Fildişi’ni geçerse Portekiz maçında kadroda rotasyona gider mi mesela? Brezilya’nın sahadaki onbiri ideal onbiri. Formalar 1’den 11’e sıralanmıştı. Yedek olduğunu adamlar FIFA’ya liste gittinde biliyorlardı. Kuzey Kore, Yunanistan, Cezayir gibi takımlardan çok daha iyi. Ellerinden geleni yaptılar. Kaka’nın aksaması normal. Bu da ilk yarıyı heba etti zaten. Devrede azarı yedikleri belli, tempoyu yükselttiler ve skor geldi. Maicon’un golü için İspanyolların yorumu, Roberto Carlos’un Tenerife’ye attığı gol. Açıkçası Carlos’unki çıok daha güzel. Elano’nun bir gol ve bir asisti var. Bastos sol bekte ilginç bir tercih. Kaka bu haldeyken Ronaldinho’nun 23’te olmaması ve ön liberoların zayıflığı Dunga’nın intiharı olabilir turnuvanın ilerleyen günlerinde. 8 yıl önce kırmızı beyazlı bir takımın üç harfli futbolcusu gol atmıştı. 8 yıl sonra bir başka kırmızı-beyazlı takım benzer bir golle ve aynı skorla, 2-1 ile mağlup oldu Brezilya’ya. 14 maçta 23 gol. Bu en kötüsü bugüne kadar. 86’da ilk 14 maçta 28 gol atılmış. Biz yokuz ya, insanı en çok yoran her maçta bir takım tutmak. Arjantinliyiz, Messi’den değil; Kempes’ten…

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s