>Dünya Kupası Gün #7

>Dün İtalyan basınında güzel bir benzetme vardı. Bu Dünya Kupası’nın Mourinho’su, Maradona. Ne futbol felsefesi; ne de sahaya dizdiği takım için söylemiyorlar bunu elbette. Mourinho, İtalya’da 2 yıl boyunca herkesle kavga etti. Herkes ona sataştı, o da kimseyi cevapsız bırakmadı. Enerjisini de buradan aldığını söyleyebiliriz. Mourinho savaşırken, takımı arka planda vitrinden düştü ve kafaları rahat maçlara çıktılar. Maradona da böyle. Herkes ona saldırıyor, Pele’den Kaiser’e, Plantini’den sokaktaki adama kadar! O da cevapsız bırakmıyor. Pele’ye müzeye gitsin demiş, ne güzel demiş. Maradona gelen eleştiri ve hakaretleri göğsünde yumuşatıp şutlarken, takımı da gölgede keyfine bakıyor. Güney Amerikalılar bu maça kadar kaybetmemişti. Güney Kore ilk maçlarda Almanya, Şili ve Arjantin ile en iyi takımdı. Kendi kalelerine atana kadar da iyi mücadele ettiler. Golde hata aramam, altı pasın içine atılan pimi çekilen el bombasıydı. Bu turnuvada arka direk bereketi var. 2-0’ın ardından Güney Koreli futbolcu olsam bırakır giderdim (!) Karşında Messi, kenarda Maradona, ne yapacaksın maç mı çevireceksin? Sağolsun Demichelis maça heyecan getirdi. Kore ikinci yarının ilk çeyreğinde o topu içeri atabilse, elbette ki Cambiasso çığlıkları atılacaktı. Arjantin 5+5 oynuyor. Veron’un yokluğunda göbekte Maxi oynayacaksa… Maradona tam bir kumarbaz. Bu kafada bir teknik adamın kupa kazanma şansı çok az. Sert rakipler karşısında orta sahadan başlamak üzere kaleye doğru derin bir çatlak oluşur. Neden Milito yok Higuain feryadına da cevap hat-trick oldu. Garip oyun işte. 2-1’in ardından Arjantin orta sahasının dili dışarıya çıkmaya başlamışken devreye Messi girdi ve maçı aldı götürdü.Yunanistan-Nijerya maçının ilk yarısını kaçırdım. Kırmızı kart oyunu belirledi. Nijerya’nın kaçırdığı akıllara ziyan pozisyon da maçın kırılma noktası. İlk maçta en iyi seçilen Nijerya kalecisi de ikramı esirgemedi. Kore maçında kötüden öte olan Yunanistan, 2004 finalinden sonra ilk kez kazandı büyük turnuvalarda ve Dünya Kupası’nda da ilk gollerini attılar.

Fransa ‘ya dünyanın dört bir tarafından o kadar çok beddua eden var ki, sahadaki 10 kaliteli adamın ayakları sanki birbirine bağlanmıştı. Meksika bu kez çok daha fazla mücadele etti. İlk maçın aksine sahaya daha iyi yayıldılar ve rakip defansa sağlam pres koydular. Domenech ısrarı, Fransızları bir kupadan daha etti. Gourcuff’u kulübeye gömmek ve orta sahayı beyinsiz bırakmak akıl karı işler değil. Ribery’nin de eski büyüsünü yitirdiğini ve tek başına maç alan adam kimliğinden uzaklaştığını söylemek lazım. Üçüncü maçta Uruguay ve Meksika elbette ki berabere kalacakler, yedek kadrolarla bir ter idmanı olacak. Fransa da 2002’den sonra 2010’da da vedayı golsüz yapmamak için G.Afrika karşısında kasacak. Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra neye fayda!

Yokluğunda çok maç izledik, neredesin nerede?

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s