>Arda’nın Sakatlığı ve Milli Forma

>Bir soruyla başlayalım: Bu hafta milli maçlar olmasaydı ve lig devam etseydi; Arda Turan, Galatasaray’ın Ankaragücü ile oynayacağı karşılaşmada forma giyebilecek miydi? Cevabını biliyorum. Hayır. Milli takım kampına gittiği güne kadar sadece 3-4 gündür sahada fizyoterapistle çalışan, toptan uzak duran, takımla çift kaleye çıkmayan bir oyuncunun 5 gün sonra sahaya çıkması düşünülemez. Sakatlığın ne olduğu önemli değildir. Oynatırsan, oyuncuyu sakatlığa açık bırakırsın…

Peki ne oldu? Arda milli takım aday kadrosuna çağrıldı. Sabri’nin geçen ay hazır olmadığında çağrıldığı gibi. Bir şeyin altını çizmek lazım. Milli takıma kendi takımlarında oynamayan oyuncular çağrılmalı mı? Bunun sayısı kaç olmalı? Bu başka bir yazı konusudur. Milli takıma formda ya da formsuz oyuncu çağırabilir teknik direktör. Her şartta güvendiği adamlar vardır. Vazgeçmesini bekleyemezsiniz. Kafasında belirlediği 25-27 kişi arasında en fazla 3 değişikliği kaldırır o teknik adam. Milli takıma çağrıldığında da gidersin. Tekmeye de kafanı uzatır, hafta sonundaki kulüp maçını düşünmezsin. Arda da Gökhan Gönül de, Belçika maçında biri sakat devam etti bir diğeri -bugünün örneğinde olduğu gibi- omuzundan sakat olmasına rağmen sahaya sürüldü. Milli takımdan sakat dönülür, yorgun dönülür. Avrupalı bunu nazikçe FIFA virüsü olarak açıklar. Bütün bunlar futbolun içinde var. Ama milli takıma sakat gidilmez, milli takıma sakatlığı yüzünden hazır olmayan, fit olmayan oyuncu alınmaz. Bu İngiltere’de de böyledir, İspanya’da da, İtalya’da da….

Arda Turan da sakatlığı geçmeden, hazır olmadan bugün topla yapılan çalışmada bir darbe almadan sakatlandı. Koruyucu hekimlik dedikleri işte burada devreye giriyor. Bir sakatlık yüzünden vücudu güçsüz düşen oyuncuyu sahaya dönene kadar fizyoterapistler hazırlar. Bazen bir diz sakatlığı yüzünden 2 cm incelen alt adale grubu için ayrı çalışma programı düzenlenir. Dizinden sakatlandıysan çalışmazsan adalen kopar. Arda’nın da ayağında kopan iki bağ yeni kaynamış ve koşmasına izin verir hale gelmişti. Kalkansız, korumasız adamı hayati bir milli maça çağırdılar ve üstelik sakatlığı nüksetmedi. Bugüne kadar şikayet bildirmediği kasığından sakatlandı. Bu sakatlığın tedavisinde operasyon opsiyonel. Bu 1-2 gün içinde belli olur. Arda da en iyi ihtimalle ligin ikinci yarısında sahalara döner.

Rijkaard’ın geçen hafta anlatmak istediği işte buydu. Hani Ercan Güven’in de “Biri Rijkaard’a anlatsın” diye işi şehitlere getirdiği geçen hafta!.. Rijkaard, “Benim doktorum, milli takım doktoruyla görüşmeli” diyordu. Hiddink, Türkiye’den uzak, maçları yerinde izlemiyor, futbolcuları yakından takip etmiyor olabilir. Hadi milli takım doktorunun sesini kısıyorlar… Kendisi de eski bir futbolcu Oğuz Çetin devreye girmeliydi. Hiçbiri olmadı.

Bugün taraftar, “Futbol Federasyonu, kulübüne tazminat ödemeli” diyor. Bir okurun dediği gibi Türkiye’de taraftar sahadaki oyundan keyif almak yerine; kulübün muhasebe defterlerini tutar oldu. Mesele, Arda’dan mahrum olmaktır. Galatasaray’ın Arda ile bütün maçlarını kazanacağının garantisi yok. Hatta Arda yokken seri galibiyetler de aldı. Lakin bu ülkenin gözen en hoş gelen futbolunu oynayan yıldızı kimsenin sorumluluğunu üzerine almadığı ihmaller serisiyle şimdi belki de bıçak altına yatacak. Oyun içinde sakatlanıp fedakarlık yapıp takımını yalnız bırakmamakla, sakat sakat bir başkasının giyeceği formaya talip olmak arasında fark var. Ne Arda o farkı görebildi; ne de Hiddink ve Oğuz Çetin…

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s