>Jesus Gil ve Kokkalis’in İnsafı

>Eğer adınız Alex Ferguson (24 yıl) ya da Guy Roux (44 yıl) değilse ve mesleğiniz teknik direktörlük ise göreve geldiğiniz takımda işler yolunda gitmeyince, ilk kapının önüne konulan olacağınızı baştan bilirsiniz. Oyunun yazılmamış bir kuralıdır: 25 futbolcuyu gönderemeyen başkanlar, teknik adamların biletini keser. Bu sezon bizim ligde yedi haftada üç teknik direktör istifa etti ya da görevden alındı. Bülent Uygun, Buca’dan Eskişehir’e yatay geçiş yaparken; uzun zamandır dinlenen Samet Aybaba, Buca’ya; zor günlerin adamı Hikmet Karaman, Manisa’ya gitti. Sadece son 10 yılda üç büyüklerin değirmeninde öğütülen teknik adamları hatırlayıp yüzümüzü yine Batı’ya dönelim. Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım dönemi Otto Bariç ile başladı. Löw, Rıdvan Dilmen, Zeman, Mustafa Denizli, Lorant, iki kez Daum, Zico ve Aragones’in yolu Kadıköy’den geçti. Yıldırım Demirören, Del Bosque, Rıza Çalımbay, Tigana, Ertuğrul Sağlam, Mustafa Denizli ile gün geldi yollarını ayırdı. Galatasaray’da Adnan Polat, Skibbe, Bülent Korkmaz, Feldkamp ile çalıştı. Bugünlerde Rijkaard Sırat Köprüsü’nden geçiyor. Avrupa’da teknik adam kıyımı dendiğinde iki başkanı saygıyla anmak lazım. Bugün biri hayatta değil, diğeri de kulübü elden çıkardı. Atletico Madrid’in efsane başkanı, Marbella Belediye Başkanlığı ve hapishane arasında geçen hayatının 17 yılında tam bir teknik direktör canavarıydı! Atletico Madrid’e 17 yılda 141 futbolcu transfer eden Jesus Gil, 39 teknik direktörün işine son verdi. İtalya’da Inter kulübü, Marcelo Lippi’yi daha ligin ikinci haftasında kovduğunda “Pes!” denmişti ama Gil daha iyisini yapmıştı bile! Daha resmi maç oynamadan, sezon başında çekilen takım posteri masasına geldiğinde Joaquin Pero’yu “Tipin kayık çıkmış,” deyip kapının önüne koymuştu. Olympiakos’un efsane başkanı Socratis Kokkalis, Gil’in performansını yakalayamasa da istatistiğiyle göz doldurdu! Kokkalis, 17 yılda 20 kez hoca değiştirdi. Fenerbahçe’den yolu geçen Zico’nun da kurbanlar arasında olduğu listede, Aziz Yıldırım’ın Daum sevdası gibi Kokkalis de Takis Lemonis, Alefantos ve Bajevic’i iki kez göreve getirdi.

Gil ve Kokkalis, sabırsız başkanlardı ama hiç olmazsa maçların son düdüğünü bekliyorlardı! Üç kulüp var ki onlar futbol tarihine geçti. 1999’da Fortuna Köln’ün başında tanıdık bir isim vardı. Fenerbahçe’nin efsane isimlerinden kaleci Toni Schumacher. İkinci ligde Waldhof Mannheim ile oynadıkları maçın ilk yarısını 2-0 geride kapadı Schumacher’in takımı. Devre arasında soyunma odasına kulüp başkanı Jean Loering daldı ve Schumacher’e “Dışarı çık,” dedi. Hayır, başkan takıma motivasyon konuşması yapmayacaktı. Sabrı taşmıştı. Schumacher’e “İkinci yarıya çıkma, stadı da hemen terk et,” demişti. Peru’da sezon başı hazırlık kampını bitiren ve ligin ilk hafta maçı için kampa giren Coronel Bolognesi’de teknik direktör Raul Marcovich’in hedefi üç puandı. Sabah takımla birlikte kahvaltı ederken, telefonu çaldı, Başkan “Kahveni iç ve kampı terk et,” dedi! Beterin beteri var mı? Var! Geçen hafta İngiltere’de yerel ligde (Sussex County Ligi) Chichester City’nin rakibi Redhill’di. 1873’te kurulan kulüp, maça iyi başlamış, ikinci yarıda da oyunu 2-1 önde götürüyordu. Gözü sahadaki oyunda olan teknik direktör Mark Poulton’un yedek kulübesinde otururken cep telefonu çaldı. Ekranda kulüp yönetici Gary Walker’ın ismi yazıyordu. Poulton telefonu açtı ve… Walker kısa kesti: “Mark, rahatsız ediyorum ama kovuldun!” (10 Ekim 2010/ SABAH Pazar )

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s