>Yiğiter Uluğ&Barça&Rijkaard

>Ne olduğunu yazmak kolay, konuya yeteri kadar hakimsen toparlar dökersin sayfaya. Ne olacağını üzerine kalem oynatmak için ise medyum olmayı gerekmiyor! Tecrübe farkını belli ediyor. Lafı kısa kesiyorum. Dün Rijkaard gitti. Yiğiter Uluğ ustanın, 11 ay önce (10 Kasım 2009) Sportif Cümleler blogda bir röportajı yayınlanmıştı. O röportajdan iki soru ve iki cevabı alıyorum… Yoruma gerek var mı!

Barcelona’yı tanımak için bir senenizi orada geçirmişliğiniz var. Frank Rijkaard’ın Galatasaray’a gelmesinin ardından Galatasaray’ın geleceğinin de Barcelona kadar parlak olacağı söyleniyor. İki takımın da içini dışını bilen birisi olarak bu söylentiler hakkında bizimle neler paylaşabilirsiniz?
Yiğiter Uluğ: Tıpkı Galatasaray gibi, Barcelona da sadece bir futbol takımı değil, bir tarih, bir kültür, çok köklü bir camia… Dünyayı gezmiş, gittiği yerlerde başarılı olmuş, büyük onurlar yaşamış, deneyimli bir futbol adamının Barcelona’dan sonra Galatasaray’ın başına geçmesi elbette önemli artı ama bir kişinin bir anda bütün bir yapıyı, kültürü, alışkanlıkları değiştirmesini ummak aşırı iyimserlik olur. Evet, bunun bir benzeri yıllar önce yine Galatasaray’da yaşanmış, Derwall o zamanki yönetimin de sabrı ve büyük desteğiyle bir futbol devrimi yapmıştı. Bugünün Türkiye’sinde ve Galatasaray’ında Frank Rijkaard’a değişim için yeterli fırsatları verecek sabır ve anlayış var mı? Bunu zamanla göreceğiz… Ama şu ana kadar ortaya çıkan tablo, özellikle de medyadaki temelsiz, hoyrat ve cahilce eleştiriler, Barcelona’nın geleceği ile Galatasaray’ınki arasında pek fazla kesişim noktası olamayacağı fikrine götürüyor beni…
Total futbol olarak nitelendirdiğimiz 4-3-3 sistemini Frank Rijkaard’ın Galatasaray’ın başına gelmesinin ardından hepimiz okumaya ve yazmaya başladık. Sizce Rijkaard total futbolu Galatasaray’a uygulamayı başarabilecek mi? Eğer başarabilirse Türk futbolunun geleceği bu durumdan nasıl etkilenir?
Yiğiter Uluğ: Rijkaard çok değerli bir futbol adamı ama elinde sihirli değnek yok. Biliyorsunuz, “Total Futbol” Hollandalı futbol adamı Rinus Michels’in dünyaya kazandırdığı bir kavram. Michels, Cruyff’un hocasıydı, Cruyff da Rijkaard’ın hocası. Her iki ustayla çalışmış olan Neeskens de bugün Galatasaray kulübesinde, Rijkaard’ın yanı başında oturuyor. Sadece bu fotoğraf bile, Galatasaray’ın rakiplerinden daha farklı bir gelecek planladığını, sahada aldığı sonuçlar ne olursa olsun, daha keyifli, tempolu, izlenmeye değer bir oyunun peşine düştüğünü gösteriyor. Ancak fiziksel mücadeleden çok aklı öne çıkaran, koşmaktan ziyade topu koşturmaya çalışan bu sistemin kusursuz hale gelebilmesi ve Rijkaard’ın kafasındakilerin bire bir sahaya yansıyabilmesi için zamana ihtiyaç var. Hem de öyle birkaç aya değil, belki de birkaç yıla! Rijkaard şu anda kendi doğrularını futbolcularına öğretmeye uğraşıyor. Bunda ne ölçüde başarılı olur, bilemem. Türk futbolcusunun temel eğitimi, algılama kapasitesi ve taktik anlayışı Avrupalı meslektaşlarının gerisinde. Rijkaard, kafasındaki oyunu, elindeki kadroya yeterince geçiremediği fikrine varırsa, o zaman oyuncuları kendi seçmek isteyecektir. İşte asıl çatışma o zaman başlayacak. Championship Manager oynama geleneğinden gelen ve her akşam evde takım bozup, takım kuran bazı yöneticilerin tercihleriyle Rijkaard’ın tercihleri ne kadar örtüşecek? Dileğim, Rijkaard’ın başarılı olması ve Türk futbolunda bazı kötü alışkanlıkların (ki bunlar, eskiden Galatasaray’da yoktu) ortadan kalkması. Mesela, yöneticilerin takım kurması…

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s