>Schuster ve 1960’larda Futbol (!)

>Benzer bir transfer politikasının, teknik adam tercihinin kurbanı Galatasaray’dan sonra Beşiktaş oldu. Geçen sezon Galatasaray’ın başına gelenler bu sezon Beşiktaş için geçerli. Kilit adamların sakatlığı, tutmayan oyun sistemi vs… Evet Schuster başarısız, evet derbiyi de kaybederse gidebilir de ama konu bu değil…
Ben Schuster’i severim. Teknik adamlığından değil futbolculuğundan. Yaşım tutar da kaç maçını izlemişimdir ki? Futbol tarihinin sayfalarında gezerken, yazı yazarken yaptığım araştırmalarda, bir türlü bitmeyen İspanyol futbol tarihi kitabı için arşiv taramasında rastlarım ona… Schuster özel adamdır. Rijkaard gittikten sonra yazdığım yazının başlığı “Susma sustukça sıra sana gelecek” idi. Schuster konuşuyor, hiçbir zaman lafını sakınmayan adamdır, işler yolunda gitmeyince söylediklerinden “küstah bu adam” yorumları da çıkartanlar yok değil ama dün onun basın toplantısında söylediklerine dair yazılan bir haberdeki cümle “vay be” dedirtti! Akreditasyon kartı meselesi komiktir. Berbat bir dizayna sahip o kartları teknik adamların boynuna astıran federasyonu eleştireceğimize, Schuster’i yargılıyoruz. Schuster olsam; ben de takmam arkadaşı o neredeyse A5 boyutundaki kartı…
***
Evet gelelim dün akşam Schuster’in dediğine “Buraya geldiğimde 1960’ların futbolunu beklemiyordum. 2010’da böyle oynanması beni şaşırtıyor.” Mutlak kazanılması gereken, üstelik de ilk yarısını önde bitirdiği bir maçtan beraberlikle ayrılan bir ev sahibi takım hocasının, imkanları kısıtlı rakibini “Çanakkale geçilmez” oynattı diye eleştirdiğine ilk kez şahit olmuyoruz. Schuster’in uslubu elbette ki yaralıyıcı… Evet, Konya ve Ziya Doğan’ı zaten başka türlü tarif etmek mümkün değil ama Beşiktaş’ın sezon başından beri maçlarını izleyen ve İnönü’den puan(lar) ile çıkmak isteyen her teknik adam da bunu uygulamak zorunda. Schuster rekabetin daha yüksek olduğu bir lig hayal etmiş olabilir, hoş geldiği İspanya’da da bu durum tersine işlemekte. Ziya Doğan’ın oyun anlayışını, 60’ların catenaccio’suna benzetmiş olabilir Schuster. Peki bunu sayfasına aktaran gazetecinin şu “muhteşem” yorumuna ne diyeceğiz?“1959’da doğan ve 1960’da sadece 1 yaşında olan teknik adamın bu sözleri şaşkınlıkla karşılandı.”
Evet görüldüğü üzere Schuster, 1959 doğumlu olduğunu göre 1960’ların futbolu hakkında konuşma ehliyetine sahip değilmiş. 30-35 yıldır bu oyunun içinde olan adamın 45 yıl önce oynanan futbol hakkında hiçbir fikri yoktur yani (!) Schuster, futbolculuğunda ve teknik adamlığında topa vurmak dışında okey masalarından kalkmadığından, futbol tarihinden de habersizdir! Arkadaş mesela sizin gazetenizde 44 yaşındaki Soner Yalçın, 100-150 yıl önce yaşananları yazmıyor mu her pazar (!)
Madem Schuster’in bu sözleri şaşkınlıkla karşılanıyor; peki o zaman bu ülkede 20, 30 yaşındaki adamlar nasıl yazıyor o sayfalarda total futbolu (!) Nasıl astık Aragones’i! Konuş Schuster konuş, müstahakız biz!

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s