Monthly Archives: February 2011

>Yüzde Bir İhtimal!

>Maç naklen yayınlanmadı, yayınlasa da izleme şansım yoktu işten güçten… Bahis ağzıyla konuşmak gerekirse üst bitmesi yüksek ihtimal bir karşılaşmaydı. Udinese ters takım, sallandılar ama forveti bağladı mı seriye tutamıyorsun… Palermo da bir o kadar çılgın. Fiorentina sezon başından beri yatmış, deplasmanda ilk galibiyetini Palermo deplasmanında almış yakın zamanda üstelik de 4 golle! İki taraf da atar, keyifli maç olur… Santraya kadar bu kadar… Sonrası kıyamet, Udinese, Palermo’ya 45 dakikada 5 gol attı. Udinese’nin teknik direktörü Francesco Guidolin. İtalya’nın Sakıp Özberk’i… Kaç kere Palermo’ya gitti say, say bitmez. 3 yıldır uzak Palermo’dan… Kulüp başkanı Zamparini onu kovmaktan bıkmadı, Guidolin de gidip gelmekten…

Palermo, 40 dakikada 10 kişi kaldı. İkinci yarı daha ne atacaksın değil mi? 60’da 7-0 yaptı Udinese. Palermo da o dakika sahada 9 kişi kaldı. Son yarım saatte eksik rakibe karşı insafa gelmişler işte. Palermo Başkanı Zamparini deli… Ben teknik direktör Delio Rossi’nin yerinde olsam devre arasında soyunma odası koridorundan uzar, atlar bir taksiye arkama bakmadan kaçardım… Daha ne kalacaksın takımın başında… Neyse maç bitiyor. Palermolu futbolcuların hocalarını satacak halleri yok tabii… Kaptan, “Bizim suçumuz, hocamızı seviyoruz” falan diyor ama Zamparini dinler mi? Medya soruyor: “Delio Rossi ne olacak? ” Zamparini cevap veriyor: “Ağzına sıçtı takımın, yüzde 1 kalma ihtimali var!” Göreve muhtemelen Serse Cosmi oturacak. Hani şu maçlara beyzbol şapkasıyla çıkan adam…
Palermo: 0 Udinese: 7
Gol: nel1 pt 10′ e 41′ Di Natale, 19′, 28′ e 42′ Sanchez; nel st 3′ Sanchez, 16′ Di Natale su rigore
PALERMO (4-3-2-1): Sirigu, Darmian, Andelkovic (1′ st Munoz), Bovo, Balzaretti, Migliaccio, Bacinovic, Nocerino, Ilicic, Pastore (18′ st Acquah), Hernandez (30′ st Pinilla Ferrera). (99 Benussi, 4 Kasami, 77 Kurtic, 22 Paolucci). All.: D. Rossi.
UDINESE (3-5-2): Handanovic, Benatia, Zapata (1′ st Coda), Domizzi, Isla, Pinzi, Inler (23′ st Battocchio), Asamoah, Armero, Sanchez (8′ st Denis), Di Natale. (6 Belardi, 4 Cuadrado, 26 Pasquale, 9 Corradi). All.: Guidolin.
Advertisements

>Ve Almanlar Geldi…

>2006’da müthiş bir kaosun, skandalın içinden bir Dünya Kupası çıkardılar. Sonra uluslararası arenada yoklar. Para onların sınırları içine girmiyor. İngilizlere yabancılar milyarları akıtıyor, Ruslar eline cebine atıyor, UEFA Kupası’nın kapatıyor ve İspanyollar, iki takımlı bir lige de doğru yürüyorlar. Ne stadlar Almanya’daki gibi doluyor, ne de diğerleri gibi ürün satabiliyorlar. Deloitte raporunda 20 takım arasında hala 4 İtalyan takımı var. Onlar yıkılmaz kaleler tabii, biri hariç. Milan, Inter, Juventus ve Roma. Gelirlerinin büyük bir bölümünü (yüzde 50 ve fazlası) naklen yayın gelirlerinden elde ediyorlar. Bu oyunun ekonomisinde en büyük tehlike, yumurtalar aynı sepette ve çok değil 10 yıl önce bunu faturasını ağır ödediler yayıncı kuruluşlar rekabet yüzünden battığında… Yaklaşık iki yıl önceden bir başlık: Anne Almanlar Geliyor

Sene 2011 ve geldiler. Inter’in geçen sezon Şampiyonlar Ligi’nde final oynamasına rağmen geldiler. Kritik sezon bu sezondu…. Fena da gitmedi aslında. Şampiyonlar Ligi’nde Şubat ayına 3 takım getirdiler. Avrupa Ligi’nde Palermo, Sampdoria ve Juventus kötü gitti. Napoli çok sallandı ama o da Şubat ayını gördü… Ve dibe vuruş… 3 İtalyan takımı da Şampiyonlar Ligi’de ilk maçlarını sahalarında oynadılar. Üçü de kaybetti. Bugün birinin bile turu geçmesi büyük sürpriz kabul ediliyor. Napoli de Villarreal deplasmanında kaybetti ve elendi. Son yılların en keyifli ligi oynanıyor İtalya’da… Tribünler tıklım tıklım dolu mu dersen değil, hiç de dolmayacak gibi duruyor. Ülke acı çekiyor çünkü… Sonuç, Almanlar geldi ve geçti. Gelecek sezon değil bir sonraki sezon Şampiyonlar Ligi’ne Almanlar dört, İtalyanlar 3 takımla katılacak. Bunu kısa vadede kendilerine döndürebilmeleri de zor. Bardağın dolu tarafından bakarsak iki yıl sonra şampiyonluk yarışı eksi bir kontenjan yüzünden daha da kızışacak…

>Harbi Ronaldo

>Babasını ona ilk topunu hediye ettiğinde 1980’in Noel akşamıydı. 4 yaşındaydı ve topla uyuyordu artık. İdolü Zico’ydu, Flamengo maçları için Maraca’nın yolunu tutuyordu. Rio de Janeiro yakınlarında bir favelada 1976 yılında doğan bu çocuk, çeyrek asır sonra dünyanın en büyük golcüsü oldu. İlk kontratını 14 yaşında yaptı. 17 yaşında Cruizeiro onun için 1993 yılında 25 bin dolar bonservis ödedi. 58 maçta 55 gol attı Ronaldo ve efsane bir golcünün sözünü dinlendi. Romario ona “Hollanda’ya git” demişti.

PSV onun için Brezilya kulübüne 6 milyon dolar ödedi. 1994 Dünya Kupası’nda ülkesi kupayı kaldırırken kadrodaydı ama ona sıra gelmemişti. Hollanda, Avrupa’nın santrfor fabrikasıydı. Kluivert’ın parladığı zamanlar… Ronaldo iki sezonda 57 maça çıktı PSV formasıyla ve 55 gole imza attı, Hollanda Kupası’nı kaldırdı. İlk diz sakatlığını da Eindhoven’da yaşadı. Hollandalılar parlatır ve satarlardı. Öyle yaptılar. Ronaldo artık İspanya yolcusuydu.Barcelona onun için 18 milyon dolar bonservis ödedi. Camp Nou’ya çıktığı ilk maçtan itibaren ligi kasıp kavurmaya başladı. Compostelle maçında kaleye 35 metre uzakta topu aldı, kendi has çalımlarıyla 4 kişiyi geçti ve attığı gol futbol tarihinin en güzel gollerinden biri olarak kabul edildi. 49 resmi maçta 47 gol ona France Football’ın Altın Top ödülünü getirdi. Ödülü alan en genç (20) ve ilk Brezilyalı futbolcuydu.Barcelona istediği yıllık ücreti fazla bulunca Inter Başkanı Moratti elini çabuk tuttu. Ronaldo artık İtalya’daydı. Inter uzun yıllardır şampiyonluk hasreti çekiyordu ama Ronaldo da bu hasreti dindiremedi. 5 yıl kaldığı Inter’de 1999 yılında diz bağları koptu. Altı ay sonra sahalarsa döndüğü 12 Nisan 2000’deki Lazio maçında bir kez daha yere yığıldı. 6 gün önce oğlu Ronald dünyaya gelmişti ama Ronaldo bir yıl daha sahalardan uzak kalacaktı.18 yaşında seçildiği Milli Takımla 1994 Dünya Kupası’na gitti. Baggio penaltıyı kaçırdı, Brezilya kupayı kaldırdı ama o hiç forma giyemedi. 4 yıl sonra ev sahibi Fransa’nın karşısına finale sakat sakat çıktı. Yakın dostu Zidane ve arkadaşları kupayı kaldırdılar. 2002 Dünya Kupası’nda bizim canımızı yaktı. En güzel gollerin adamı bizi kramponunun burnuyla avladı. 15 gol attı ve kupayı ülkesine götürdü. Milli takımında 97 maçta 62 gol attı ve 2 Copa America’yı kaldırmayı başardı.2000 yılında Figo, ertesi sezon Zidane’ı alan Real Madrid Başkanı Perez, 2002 Dünya Kupası’nın ardından Ronaldo’nun peşine düştü. Inter kasasına 42 milyon koydu ama Milano’nun yarısının kalbi kırılmıştı. Sakatlık döneminde ondan vazgeçmeyen Inter’i terketmişti Ronaldo. Avrupa’daki tek şampiyonluğunu da İspanya’daki ilk sezonunda kazandı. Şampiyonlar Ligi kupasına hep uzaktan baktı. Sonra yine hep sakatlıklar, tutmayan dizleri… 4.5 sezonda 163 maç ve 98 golle kapadı Real Madrid kariyerini.

İspanya’da El Clasico’nun iki yakasında forma giyen Ronaldo, Milano’da da ezeli rekabeti iki formayla yaşadı. Milan onun için 6.5 milyon Euro ödedi. 1.5 sezon kaldığı Milan’da sakatlıklar yüzünden sadece 9 gol atabildi ve 2008 yılında ülkesine, Corinthians’a imza attı. Takımı geçtiğimiz hafta Libertadores Kupası’ndan elenince taraftar isyan etti. Roberto Carlos Rusya’nın yolunu tutarken Ronaldo da 34 yaşında 18 yıllık kariyerine 442 golle son noktayı koydu. “Futbolu bırakmak ölmek gibi ama bugün kazanan acılarım oldu.”

>Hafta Sonu Futbol

>25 Şubat Cuma
20:00 Bucaspor-Bursaspor @ Lig TV
21:30 Wolfsburg-M.Gladbach @ TRT 3

26 Şubat Cumartesi
14:00 Diyarbakırspor-Boluspor @ TRT 1
14:00 Ankaragücü-Gençlerbirliği @ Digi
16:00 İstanbul BŞB-Galatasaray @ Lig TV
16:30 Schalke 04-Nürnberg @ TRT HD
17:00 Wigan A.-Man. United @ Spormax
17:00 Gaziantepspor-Eskişehirspor @ Digi
19:00 A. Madrid-Sevilla @ NTV Spor
19:00 Fenerbahçe-Kasımpaşa @ Lig TV
19:30 Bayern Münih-B.Dortmund @ TRT HD
21:00 Mallorca-Barcelona @ NTV Spor
21:45 Juventus-Bologna @ TV8 & Spormax
22:00 Bordeaux-Auxerre @ Kanal A
23:00 Deportivo La Coruna-Real Madrid @ NTV Spor

27 Şubat Pazar
13:30 Tavşanlı Linyitspor-Adanaspor @ TRT 1
14:00 Karabükspor-Konyaspor @ Digi
15:30 West Ham United-Liverpool @ Spormax
15:30 PSV Eindhoven-Ajax @ Beyaz TV
16:00 Cagliari-Lazio @ TV8
16:30 Frankfurt-Stuttgart @ TRT HD
17:00 Man. City-Fulham @ Spormax
17:00 Sivasspor-Manisaspor @ Digi
18:00 Arsenal-Birmingham City @ NTV Spor
18:00 Paris Saint Germain-Toulouse @ Kanal A
19:00 Trabzonspor-Kayserispor @ Lig TV
19:00 Denizlispor-Mersin İdman Yurdu @ TRT 1
19:30 W.Bremen-Leverkusen @ TRT HD
21:45 Sampdoria-Inter @ Spormax&TV8
22:00 Lille-O.Lyon @ Kanal A
22:00 A.Bilbao-Valencia @ NTV Spor

28 Şubat Pazartesi
20:00 Antalyaspor-Beşiktaş @ Lig TV
21:45 Milan-Napoli @ TV8
22:00 Stoke City-WBA @ Spormax

>İtalya’da İstanbul Derbileri

>Biz Avrupa’dan bütün derbileri izliyoruz. Onlar bizim derbileri neden izlemiyor? Bizim derbiler neden Avrupa televizyonlarında yayınlanmıyor. En azından İtalya için söylebilirim. Bugünden itibaren 3 yıl boyunca, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki oynanacak olan tüm derbiler İtalya’da naklen yayınlanacak. Silvio Berlusconi’nin patronu olduğu Mediaset, İstanbul derbilerinin 3 yıl boyunca İtalya yayın haklarını aldığını duyurdu. Premium kanalda şifreli yayınlanacak derbileri seçerken, Avrupa’nın en ateşli derbileri olmasına dikkat etmişler ki listede Celtic-G.Rangers, AEK-Panathinaikos, Kızılyıldız-Partizan, Dinamo Zagreb-Hajduk Split de var.

>A.Wenger vs. Jacques Mesrine

>Fenerbahçe alt yapısında yıldız adayı kabul edilen genç bir oyuncuyu Barcelona üç kuruşa transfer etse ve oyuncunun menajeri Aykut Kocaman’ın kardeşi olsa… Ortalık karışır değil mi? Teknik adamların kardeşlerinin ya da oğullarının futbolcu menajerliği yapmalarının etik olmadığı ortada. Bundan en çok çeken de Lippi’dir. Oğlunun 2006 skandalında çevirdiği dolaplar telefon kayıtları sayesinde ortaya çıkmıştı. Pep Guardiola örnek adam o son transfer hikayesinin öznelerinden biri kardeşi Pere Guardiola. Barcelona, alt yapısından yetişen yıldızların arka kapıdan firarından çok çekmiş bir kulüp. O kapıdan kaçıp gidenlerden geri dönen de var… Pique gibi… Ya da yetiştirme bedeliyle gidip bugün 50 milyon Euro’ya alınması planlanan Fabregas gibi… Arsene Wenger de Fransa’daki alt yapılar gibi Barcelona alt yapısını da yakından takip eden bir teknik adam. 16 yaşındaki solak Jon Toral da Wenger’in La Masia’dan son kaçırdığı yetenek. Arkası da gelecek gibi… Sergi Samper’i de ikna etmeye çalışıyorlar ki onun da menajeri Pere Guardiola…

Katalan medyası Fransız teknik adama öfkeli, doğal olarak büyük yaygara kopardılar ve Wenger’i “Halk Düşmanı” ilan ettiler. Burada güzel bir filme pas atayım… Vincent Cassel’in Fransa’da bir zamanlar halk düşmanı ilan edilen Jacques Mesrine’in hayatını oynadığı iki filmi izlemeyen varsa, izlesin… Dönelim Barça’ya… Fabregas’ın ardından Fran Merida da La Masia’da yetişmiş, Londra’nın yolunu tutmuştu. Her giden oynayacak diye bir kural yok. Merida, ülkesine geri döndü, Atletico Madrid’de forma giyiyor. İngiliz kulüplerin en büyük avantajı genç oyunculara 16 yaşında profesyonel sözleşme imzalatabilmeleri… Son transfer Jon Toral için kıyamet koptu ama Katalanların satır arasında bıraktığı bir bilgi de var… Jon Toral’ın annesi İngiliz…

>Baskın

> Üç sakatlıktan ikisi darbeye bağlı. Kaptan Puyol’un ardından kaleci Valdes şimdi de Xavi… Sezonun yükü binmeye başladı. Barcelona da sakatlıklardan çekmeye başladı. Xavi, hafta sonunda Mallorca maçında yok, Valencia maçında oynaması da şüpheli.. İlginç bir haber de UEFA’nın baskını… Avrupa’da başka kulüplere de bu baskınları yapıyorlardır ama yakın tarihte böyle bir haber hatırlamıyorum. Doping komitesi, elbette ki haber vermeden Barça’nın tesislerine dalmış. 10 futbolcu (Dani Alves, Gerard Pique, David Villa, Andres Iniesta, Jeffren Suarez, Maxwell Scherrer, Gabi Milito, Pedro Rodriguez, Ibrahim Afellay ve Eric Abidal)doping testine girmiş…